
Yavuz Gökmen - Hürriyet, 1997
Hürriyet'te bir Necdet Şen vardı.
Onu önce Cumhuriyet'teki çizgilerinden tanımıştım. Hürriyet'te bizzat görmek imkânını buldum.
Beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Arasıra odasında sohbetler ettik; şarkılar söyledik; şiirler okuduk.
O ha babam, de babam romanını çizerdi. Ben de onun çizdiklerini birkaç gün önceden okurdum.
Bir gün hiç nedensiz çekip gitti; kendisini dağlara vurdu; sonra geri döndü. Ama çok geçmeden gene gitti; gidiş o gidişti.
Telefonda "Bir okurun olarak dönmeni istiyorum " dedim. Aldırmadı.
Aradan uzun süre geçti, onu çok özledim.
Dün elime bana çizip yolladığı bir çizgi roman bölümü geçti. Hürriyet'te çıkan 590'ıncı kareden 613'üncü kareye kadar olan bölümü o zamanlar çok sevmiştim.
Bölüm Mimoza'yla ilgiliydi.
"Yok eğer vicdanını rahatlatmak için benim seni yoldan çıkarmamı bekliyorsan, be kadın; hâlâ öğrenemedin mi, benim sahiden arzuladığım bir dişiye sarkmayacak kadar mağrur bir herif olduğumu. Kılım ben kıl..."
"Aşık olduğum bir kadın var evet. Ama sen o kadın mısın, bilemiyorum.Hesapsız sevebilen bir kadın o... Aşkı çirkinleştirmeyen, ikili üçlü oyunlar içinde turlamayan, gözlerimden fışkıran sevgiyi zaaf olarak algılamayan, beni ahmak yerine koymayan, yürekli bir kadına aşığım."
"Tatlı tatlı yemenin acı acı yellenmesi olur derdi babam...Evli bir kadınla mercimeği fırına vermenin pek gurur duyulacak bir şey olmadığını anlamam için Erdal'ın gözlerine yerleşmiş acı'yı görmem gerekiyormuş demek... O an, aşk zannettiğim şeyin aslında benim çocukluktan çıkamamış ilkel benliğimin ta kendisi olduğunu farkettim. Aşk, Erdal'ın hissettiği şeydi aslında. Çünkü egosu benimkini solda sıfır bırakacak kadar tahrip ediciydi."
"Erdal'ın gözlerinde gördüğüm eziklikti belki de Mimoza ile aramızdaki romansı gölgeleyen ilk harici etken. Yenmek çok gaddarca bir şeydi. Başka bir insanın yenilgisi üstüne inşa edilmiş bir aşk istemiyordum."
* * *
"Sekiz yıl önce o gün, kimbilir neler konuşmuştuk Erdal'la... Muhtemelen ona Mimoza'yı ayartmak için hiç bir girişimde bulunmadığımı, bunun Mimoza'nın seçimi olduğunu anlatmışımdır. Aidiyeti sorgulamış, aşktan, bağımsızlıktan falan söz etmiş, becerikli ağzımla yaşanmakta olan oldu bittiye şık kılıflar gidirmişimdir; imkânlar elverdiğince..."
"Bütün bu yaşananların bir özeti olmalı. Polanski'nin 'Acı Ay'ındaki final cümlesi dilimde persenk günlerdir:
"Biz çok aç gözlüydük. Buydu hatamız."
"Ama 'zor adam' acı çekiyor... Acı da lâf mı, bu çocukçağız kederden geberiyor Mimoza... Kendisini sakatlamadan aşık olmasını bile beceremiyor bu sakar, kitapzede velet."
"Zor adamne bok yiyeceğine karar veremiyor Mimoza..."
Lan oğlum Necdet!. Geri dön, bitir bu romanı.
Yoksa sonunu çıkarınca öykü daha mı güzel oluyor?
Kaynak: http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1997/07/16/1310/
Yergi, aslında hiciv, yani eleştiridir ama eleştirmek her zaman iyi olmayabilir. İlhan Selçuk Cumhuriyet gazetesinin mutlak yöneticisidir. Manita o kadar güzel ki, dibin düşer abi. Kitap yazan adam ile kitap okuyan kadın kitapçı dükkânında buluştu. Modern mahrem sosyolog Nilüfer Göle'nin kitabının adı. Sağcı demek gerici demektir (bakınız ali Püsküllüoğlu'nun Öz Türkçe Sözlüğü). Okul ekol veya mektep, hepsi aynı. Atilla İlhan, Çolpan İlhan, Sadri Alışık, Kerem Alışık...