İç evreni karanlık zibidi

Hikmet Çetinkaya - Cumhuriyet, 11 Ekim 1996


"Sahte Demokratlar" alt başlığı altında bu siteye de koyduğum ve Hızlı Gazeteci'nin Hürriyet'teki kısa bir bölümünü "yorumlayan" bu makalenin ilk yarısında TRT ile ilgili şeyler var.

Bizi ilgilendiren asıl kısım, üç tane yıldızdan sonra başlayan ikinci bölüm, ki yandadır.

Hürriyet gazetesinde bir takkesiz liboş var. BizimDeniz Som ona 'zırtapoz' diyor. Adı Necdet Şen olan bu iç evreni karanlık zibidi, dün Nadir Nadi'ye saldırma cüretinde bulundu.

Bu aşağılık, bu haddini bilmez yaratık acaba kimlerin maşasıdır? Bu zavallı acaba kimlerden buyruk almaktadır?

Hürriyet gazetesi, Atatürk devrimlerine, bilim adamlarına, aydınlara, demokrasiye ve insan haklarına alçakça saldıran Necdet Şen'e daha ne kadar tahammül edecektir?

Necdet Şen adlı zibidinin dünkü çizgisi mi yazısı mı ne olduğu pek anlaşılmayan zırvalarını Hürriyet gazetesi yöneticileri nasıl savunacaklar çok merak ediyorum.

Gelin zibidinin yazısına bir göz atalım:

"Zorbalığın fikirlerden üniformalar diktiği totaliter mizaçlı sistemde, asli görevi eğitmek olan üniversite rektörlerinin buram buram ajitasyon kokan açılış söylevleri ve hukukun hassas terazisini toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgâr eken ahkâmları (ister Allah adına, ister Türklük, ya da çağdaşlık, ya da çağ atlamak adına) bölücülük olmuyor mu?

Bağnazlık ve softalık sadece sarık ve cübbeyle dolaşmaz. Biz ne softalar gördük yanıbaşımızda, ki onların demokrasiden kasdettiği şey, 73 sene evvel kendilerine bahşedilmiş olan imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık dikatörlüğünün bekasından başka şey değildi." (Hızlı Gazeteci'den alıntı: Sahte Demokratlar)

* * *

Demokrasi ve Cumhuriyet düşmanları, salt şeriatçı basını değil, 'laik basın' denilen gazete ve televizyonları da kuşatmışlardır...

Şeriatçı basının ne yaptığını, şeriatçıların nasıl örgütlendiğini biliyoruz. Yani takkeli liboşların ve şeriatçı tosuncukların amaçlarının laik demokratik cumhuriyetin temeline dinamit koymak olduğunu biliyoruz.

Ya bunlar ya laik demokratik cumhuriyet düşmanı takkesiz liboşları tanıyor muyuz, biliyor muyuz?

Yukarıda Necdet Şen adlı zibidinin yazdıklarını okudunuz...

Bu 'zırtapoz' Mustafa Kemal'e, Cumhuriyet ilkelerine, devrimlere, laiklere, demokratlara, yurtseverlere söverek Hürriyet'in laik patronu Aydın Doğan'dan maaş alıyor...

İşin ilginç yanı Hürriyet gazetesi de her gün "Şeriat geliyor" diye manşet atıyor. İnanılması güç ama bu tip yobazlar Milliyet'te değil de nedense Hürriyet'te barınabiliyor.

Hürriyet'in Kaddafi'yi kınamaya hakkı yok. Çünkü Hürriyet'in Kaddafi Necdet'i var...

* * *

Basın tarihimize altın harflerle kazınması gereken bu çok değerli makale, 11 Ekim 1996 Cuma günü Türk basınının necip bir şahsiyeti tarafından kaleme alındı. Başlığı "TRT ve Hürriyet Gazetesi idi." Yazının ilk bölümü TRT ile ilgili. Bizi ilgilendiren kısmı, sadece yukarıda alıntıladığımız ikinci bölümü.

Filhakika, üstad yerden göğe kadar haklı tabii ki. Hadi şuna da bir göz atalım:

İç evreni aydınlık beyfendi »

Karikatürcü, karikatürist ve çizer, karikatür çizen kişi anlamında kullanılıyor. Siyaset aslında idam anlamına gelir. Sevişme var sevişme var; her cinsel birleşme aslında sevişme sayılmaz. Bakire misin dedi ve hayır cevabını alınca deliye döndü. Sanat dendi mi akan sular durur. Kırkbir kere maaşallah, 141 olur. Atatürk ölmedi, kalbimizde yaşıyor. Liberal, nedense bizde liboş diye kullanılıyor. Orhan Pamuk ile Orhan Kemal ve Orhan Günşiray...