Hızlı Gazeteci, yeniden

Haluk Kalafat - Picus, Aralık 2003


Necdet Şen 1976 yılında başladığı çizerlik macerasında uzun yıllar Hızlı Gazeteci öykülerini yazdı ve çizdi. Bacı, Memet ile Memo, Değişim Rüzgârı gibi kitapları çok ses getirdi. Parantez Yayınları Hızlı Gazeteci kitaplarını sondan başa doğru kronolojik sırayla yayımlıyor. Geçtiğimiz ay 23. kitap yayımlandı.

Bu ayın çizgi romancı konuğu sıradan bir olayı, çizgi romana temposu düşmeyen meraklı bir hikâye olarak aktarabilen nadir yerli çizerlerden biri; Necdet Şen.

O, çizgi romanda illâ ki süper kahramanların, silahların, kaçıp kovalamanın olması gerekmediğini bizlere öğreten usta bir kalem... Çizer olduğu kadar, edebiyatçı...

Tanışma faslı ve röportaja başlama aşamasına gelindiğinde Necdet Şen, daha önce verdiği röportajlarda söylediklerinin nasıl yanlış aktarıldığından bahsediyor: "Ben 'Demokles'in kılıcı' diyorum, 'demokrasi kılıcı' yazıyorlar," diyor. Konuşurken çok dikkatli, kelime seçiminde özenli. Neyse ki ben portre çıkaracağım. Konu kendiliğinden ilerliyor. Medyanın durumundan konuşuyoruz. Hızlı Gazeteci'de zaten en çok medyayı eleştiriyor kendisi. Aynı gazetede birkaç yıl arayla çalışmışız. Konuyu oradan yakalayıp çalıştığı gazetelerden, karikatüre ve çizgi romana başladığı yıllara uzanıyoruz...

Hızlı Gazeteci 1980 yılında Curcuna'da doğmuş. İlk başlarda kahramanın adı Hızlı Gazeteci Şaban'mış. Hızlı o zamanlar sakar, sürekli yanlış yapan Jerry Lewis ile Kemal Sunal'ın Şaban tipi arası bir 'komik'miş. Çizimleri de karikatür tarzındaymış. Sonra 1984'de başlayan Cumhuriyet dönemi. Şen'in söyledikleri ciddileştikçe, Hızlı Gazeteci de ciddileşmiş; Şaban tarihe karışmış. Çizim yarı klasik olmuş.

Karikatürcü, karikatürist ve çizer, karikatür çizen kişi anlamında kullanılıyor. Siyaset aslında idam anlamına gelir. Sevişme var sevişme var; her cinsel birleşme aslında sevişme sayılmaz. Bakire misin dedi ve hayır cevabını alınca deliye döndü. Sanat dendi mi akan sular durur. Kırkbir kere maaşallah, 141 olur. Atatürk ölmedi, kalbimizde yaşıyor. Liberal, nedense bizde liboş diye kullanılıyor. Orhan Pamuk ile Orhan Kemal ve Orhan Günşiray...