"Bacıları Cızma! Yoksa Silüetini Cızarız!"

Necdet Şen - 12 Eylül 2002


9. kitap: 'Bir Ara Uçuyorum Sandım'

Hızlı Gazeteci'nin en çok okunan, en çok toz ve mıcır kaldıran, hakkında en çok makale, yorum, mülâkat kaleme alınan öyküsü idi BACI.

1987 yılının Haziran'ında başlamıştım çizmeye. Haftanın yedi günü gazeteye gittim. Sekiz ay sonra, 1988'in (sanırım) Şubat'ında bitti. Ama Bacı üzerine yapılan tartışmalar, etrafında oluşturulan söylence, Bacı'ya yapılan olumlu-olumsuz atıflar aradan geçen 14 yıla rağmen hâlâ bitmedi.

Öyküye başlarken amacım 1980 darbesiyle kesilip biçilen Devrimci kuşağa bir güzelleme yazıp çizmekti. Onlara hayrandım. Dahası, dünyaya onların penceresinden bakıyordum. Ama öykünün yazılıp çiziliş sürecinde, o güne değin sadece haber bültenlerinden izlediğim insanlarla bir bir karşılaşmaya başladığımda, efsanevî "devrimci" tipolojisinin arkasındaki olağan insanı gördüm.

Biz nasılsak onlar da aynen öyleydi. Yoo, hayır, çoğu benim üçte birim kadar bile ineklememişti Marksist klasikleri. Kiminin abisi, kiminin ablası, kiminin okul kantini ya da mahalle kahvesindeki arkadaş grubu "o taraf"tan olduğu için, derinine irdelemeden kendilerini "hareket"in içinde bulmuşlardı. Ya da belki bazılarının kendine özgü nedenleri vardı, ben öğrenemedim. Çoğu kez zorunluluk itmişti onları devrimci mücadeleye; Diğer taraftakilerden anonim dayaklar yemişler, yanıbaşlarında kurşunlanan arkadaşlar görmüşler, taraflardan birini seçmeye zorlanmışlardı. Ve herkes kendi çapında direniş ve mağlubiyet öyküleri yaşamıştı o karanlık yıllar içinde.

Hiç bir erdem ya da hiç bir yergi, bir kuşağı topluca kapsayacak doğrulukta olamıyor; insan sayısı kadar öykü var 80 öncesine ve sonrasına dair. Sanırım bir tek şu saptama şaşmaz bir kesinlik taşıyor: Çok sayıda genç insan ve onların yakınları "kerim devlet"ten unutulması imkânsız zulümler gördü. Protestonun her türlüsünün terör olarak algılandığı koyu bir faşizm döneminden geçti Türkiye. Tiranlar halkın adaletinden korunmak için, faşizme anayasa yazdılar.

İşte bu çizgi roman, o kıyımın sol taraftaki yansımasını iddiasızca resmetmeye çabalıyor.

Arka Kapak:

BU KİTAPLARIN NE KADARINI ANLAYABİLMİŞİM ACABA? SÜREÇ İÇİNDE İLERLEDİM Mİ GERİLEDİM Mİ?

SORDUĞUM SORULAR BENİ MARKSİST FELSEFEDEN UZAKLAŞTIRIYOR MU? BİREY OLARAK KENDİMİN BİLİNCİNE VARINCA SINIF BİLİNCİNDEN KOPMUŞ MU OLUYORUM?

NİYE BENİM KAŞLARIM HEP ÇATIK? ARTIK YETMEZ Mİ FAZİLET?

KİTAPLARDAN FETVA ALMADAN DA DOĞRU ŞEYLER YAPABİLİRSİN. YAŞAMLA OLAN İLİŞKİNİ PLATONİK OLMAKTAN ÇIKAR ARTIK. SEVECEKSEN SEV; "KİM NE DER?" DİYE HESAPLAR YAPMA.

Hızlı Gazeteci, 9. kitap: "Bir Ara Uçuyorum Sandım" , Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Bacı »

Yergi, aslında hiciv, yani eleştiridir ama eleştirmek her zaman iyi olmayabilir. İlhan Selçuk Cumhuriyet gazetesinin mutlak yöneticisidir. Manita o kadar güzel ki, dibin düşer abi. Kitap yazan adam ile kitap okuyan kadın kitapçı dükkânında buluştu. Modern mahrem sosyolog Nilüfer Göle'nin kitabının adı. Sağcı demek gerici demektir (bakınız ali Püsküllüoğlu'nun Öz Türkçe Sözlüğü). Okul ekol veya mektep, hepsi aynı. Atilla İlhan, Çolpan İlhan, Sadri Alışık, Kerem Alışık...