
Yavuz Gökmen
"Ama 'zor adam' acı çekiyor... Acı da lâf mı, bu çocukçağız kederden geberiyor Mimoza... Kendisini sakatlamadan aşık olmasını bile beceremiyor bu sakar, kitapzede velet." "Zor adam ne bok yiyeceğine karar veremiyor Mimoza..

Meğer Çizgi Roman Çok Etkiliymiş
Filiz Koçali
İş bulmaktan, aileyle mutlaklaşmaya kadar her alanda kadınlar için çok daha ağır bir baskı var. Ben mesela sevgilimin elinden tutup anneme gösterebilirim: Bak anne, bu benim sevgilim, biz bununla yatıyoruz kalkıyoruz diyebilirim.

Necdet Şen'in Bacı'sı ve insanın parçalanmışlığı
Fatmagül Berktay
Ama geleceği kuracağını iddia edenler, bugünden yarının imgesini en azından kafalarında -soluk da olsa- canlandırabilmeliler. Geçmişteki değerlere sımsıkı sarıldığımız, gerçeğin sadece ve sadece kendi avuçlarımızda olduğuna inandığımız, bize' yeni ve aykırı olan her şeyi dışladığımız sürece, bugünü değiştirmekten vazgeçtim, ütopyalar bile üretebileceğimizi sanmıyorum.

Şecaattin'i de Necdet Şen'i de çok sevdim
Ümit Otan
Büyük merakla açtım Necdet Şen'in sayfasını. Çizgilerini özlemişim. Sonra "Yol Yorgunu" yazısında kaldım. Okudum, bir daha okudum. Son paragrafta sanki çakıldım. Şecaettin gibi geç kalanları "akıllarını başlarına toplamaya" çağırıyordu Necdet.

Gani Müjde
Karikatür marikatür, kızarlar abi. Hatta 29 Eylül günü yaptıkları gibi Necdet Şen'i dövmeye bile kalkarlar. Bu iş ancak böyle çözümlenir. Efendim hoşgörü mü dediniz? Ne hoşgörüsü baba.

Meğer Çizgi Roman Çok Etkiliymiş
Filiz Koçali
İş bulmaktan, aileyle mutlaklaşmaya kadar her alanda kadınlar için çok daha ağır bir baskı var. Ben mesela sevgilimin elinden tutup anneme gösterebilirim: Bak anne, bu benim sevgilim, biz bununla yatıyoruz kalkıyoruz diyebilirim.

Necdet Şen: Zor muhalefetlerin adamı
Alper Görmüş - Yeni Aktüel, 2009
Onun karakterinde birinin, politik mizahımızın "devlet ilericisi" kolaycı haline boyun eğmesi elbette beklenemezdi. Bu mizahı hak ettiği gibi eleştiren birkaç çizerden biri de o.

Necdet Şen: "Benzersiz bir sanatçı"
Murat Menteş - Star Pazar, 29 Haziran 2008
Yazıp çizmek benim için hiç bir zaman temelde para kazanma, bir itibar, şan şöhret kazanma gibi.

Aaah ahhh! Şimdiki aklım olsa mankenleri çizmez miydim?
Necdet Şen
Köpekle yatan pireyle, çizgi romancı da yazıp çizdiği mevzularla uyur uyanır. Bana da öyle oldu haliyle; siyasetle, medyayla, dantellektüellerle, sorunlu kızlarla uyandım yıllar boyunca.

Necdet Şen - 2010
Son zamanlarda giderek artan bir sıklıkta "Hızlı Gazeteci'nin kitaplarını -internet de dahil- hiç bir yerde bulamadığını ve bu konuda kendisine yardımcı olup olamayacağımı" soran postalar alıyorum. Bu tür isteklere her seferinde "elimden gelen bir şey yok" türünden cevaplar vermek beni üzüyor.
Ama sahiden yok.
Bilirsiniz herhalde, kitapları yazarlar-çizerler değil yayınevleri basar. Onlar da -görebildiğim kadarıyla- koltuğunuzun altında proje dosyalarıyla ayaklarına gitmenizi beklerler. Mümkünse, bir de, ortalıkta dolanan, şöhreti kovalayan biri -ya da mühim birinin zevcesi falan- olmanızı.
Parantez'in bastığı kitaplar bitti. (Galiba artık Parantez adında bir yayınevi de kalmadı.) Benimse hiç kimsenin kapısını çalıp "kitabımı basar mısınız" diye sormaya niyetim yok.
Beni anlayacağınızı umuyorum. "Gene de anlayamadım" diyorsanız, idareten şu yazıyı okumanızı öneririm:
Bir yiğit bir kitap yazsa, gör başına neler gelir! (Necdet Şen, Derkenar)

Necdet Şen - 13 Mart 2011
Elinde Bacı'nın Parantez Yayınevi'nden çıkan baskısı olanların Allah yardımcısı olsun diyorum.
Çünkü bu öykünün yer aldığı sekizinci, dokuzuncu, onuncu kitaplarda sayfa sıraları fena halde karışmış. Öyküyü okuyup anlayabilmek için kripto uzmanı olmak lazım. Ve ben maalesef bunu yıllar sonra farkedebildim.
Ayıptır söylemesi, yazıp çizdiğim şeyleri daha sonra tekrar okumak bana işkence gibi gelir. Bu zaafım yüzünden, Bacı'nın Parantez'den çıkan baskısındaki bu hatalar, zamanında hem yayınevi editörünün hem de benim gözümden kaçmış.
Ne yapalım, inşallah bir sonraki baskıda böyle yüz kızartıcı şeyler olmaz, hatta bakarsın gani gönüllü bir yayıncıya rastgelirim de kitabın bu kusurlu baskılarını getirene düzeltilmiş yeni baskısını hediye ederim...
Diye umuyor ve karışan sayfaların numaralarını aşağıda belirtiyorum:
- 8. kitapta 51 ve 52 numaralı sayfalar yer değiştirmiş.
- Yine aynı kitapta, 91. sayfada başlayan "Yoksa benim militanlığım bir libido sapması mıydı?" başlıklı bölümde, (herhalde montajda film ters bağlandığı için) sayfalar sondan başa doğru sıralanmış. Yani, o bölümü okumaya 97. sayfadan başlayıp 92. sayfaya gelene kadar geriye doğru okunacak, oradan zıp diye 98. sayfaya atlanacak. (Ondan sonra da fasikül bitiyor zaten.)
- Ayrıca, öyküdeki "Neden kafam hep onunla meşgul?" başlığı, 9. kitabın ilk sayfası olacakken, yanlışlıkla 10. kitabın ilk sayfası olarak kullanılmış.
Nasıl, basit değil mi? Hatta çocuk oyuncağı. Evet, biraz oyuncaklı. Hem de eğlenceli. Bir çeşit dikkat testi. Sadece çizgi roman kitabı aldığını zannedenler, aslında bir çeşit bulmaca kitabı da almış oluyorlar.
Eh, ne demiş Bernard Shaw; "Bacı'yı seven o kadarcık meşakkatine de katlanır."
Yoksa Yunus Emre miydi?
Bacı konusunu 23 yıl sonra gayet skandalize ve kaba saba bir biçimde yeniden gündeme getirerek ucuz polemiklerine meze eden sayın Emre Aköz ve sayın Engin Ardıç'a -ve onlara söverken bendenizi de aradan çıkaran kıymetli matbuata- derin şükranlarımı sunuyorum. Eğer onlar böyle antipatik bir "Bacı" sureti üzerinden birbirlerini yiyip beni bile yazıp çizdiğim öyküden kuşku duyar hale sokmasalardı, ne kitapları raftan indirip "aaa, öyle mi demişim yahu" diyerek tekrar okur, ne de sayfalardaki bu karışıklığı farkederdim.
Gazeteci Kürşat Akyol'un Facebook'ta açtığı Hızlı Gazeteci grubu:
http://www.facebook.com/group.php?gid=6185962226
Gülmece ile mizah aynı anlamda iki kelimedir. Biri arapça diğeri Türkçe. Cem Boyner hem işadamı hem fotografçı hem siyasetçi hem yakışıklı hem zengin, ne güzel. Manitalar ne zaman gelecek? Benim sabrım kalmadı. Yazar yazmasına da her yazar iyi kitaplar mı yazar. Alaturka müzik iyi alaturka kişilik kötü mü şimdi. Eğitim yılı eğitmek ve öğretmek için. Erkan Oğur, Bülent Ortaçgil, Can Aksel, Gürol Ağırbaş, Emin Fındıkoğlu, Nükhet Rucan, Neşet Ruacan...