
Medyanın Yakın Tarihi ~ Akşam, 2 Nisan 2005
Engin Ardıç'la Ertuğrul Özkök'ü aynı kayıkta buluşturan, ikisinin de hayranlıklarını ifade ettiği bir çizer... Necdet Şen'i Türk gazete okurları Cumhuriyet'teki Hızlı Gazeteci karakteriyle tanıyorlar.
1984'te Cumhuriyet'te çizmeye başlayan Şen'in yolunu açansa dönemin yazı işleri müdürü Okay Gönensin. Hakiki bir çizgi roman düşkünü olan Gönensin sayesinde Necdet Şen, 1984 yılında İsmail Gülgeç, Behiç Ak, Kemal Gökhan Gürses, Piyale Madra gibi çizerlerin bant çalışmalarından oluşan bir sayfada ilk kez Hızlı Gazeteci'yi çizmeye başladı. (Yanlış. Hızlı Gazeteci, ilk kez 1980'de Hey dergisinde başladı - n.ş.) Pek çokları bu karakterin kim olduğunu merak ederdi, yakından tanıyanlarsa tipinin kime daha çok benzediği konusunda hala bahis açar.
Şen'in son yıllarda en çok ses getiren çizgisiyse Hürriyet gazetesinde Yeni Demokrasi Hareketi döneminde hazırladığı Değişim Rüzgarı başlıklı bandı. YDH'yı ve o dönemin karakterlerini, Cem Boyner'inden Ayşegül Nadir'ine, Cengiz Çandar'a kadar müthiş bir ustalıkla anlatıyordu Şen.
Tam iki yıl boyunca Hürriyet'te çalışan Şen'i Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök şöyle anlatıyor:
'Necdet iki yıla yakın Hürriyet'te çalıştı. Sonra hep birilerine takmaya başladı. Bir gün ayrılacağını söyledi. Alıp yemeğe götürdüm, ikna ettiğimi sandım. Üç beş gün sonra gelip, 'Ben artık tıkandım. İleri gidemiyorum' dedi. Tek başına dünya seyahatine çıkmak istediğini söyledi. İşte o an, Hızlı Gazeteci'nin aslında Necdet'in kendisi olduğunu fark ettim. Artık ikiyüzlülükten bıkmıştı. Hem durmadan 'plaza basınını' eleştirip, hem de o 'tower'larda yaşamaya, oralardan geçimini temin etmeye içi elvermiyordu. Artık yazdığını yaşamalıydı. Sonra da yaşadığını yazmalıydı. Ve bu onun son kararıydı. Bir gün geldiği gibi sessizce çıkıp gitti.'
Ancak gitmeden önce de müthiş bir tartışma yaratan eleştirel bir karikatür bıraktı geride. Cumhuriyet'in kurucusu Nadir Nadi olduğu anlaşılan birini keman çalarken çizmiş ve üstüne de şu ibarelere yer vermişti Necdet Şen:
'Zorbalığın fikirlerden üniformalar diktiği totaliter mizaçlı sistemde, asli görevi eğitmek olan üniversite rektörlerinin buram buram ajitasyon kokan açılış söylevleri ve hukukun hassas terazisini toplumun üzerinde yansız olarak tutması gereken yargı lordlarının militanca çıkışları ve toplumsal sözleşmelerin kırılgan noktalarını hoyratça kaşıyan medya komitacılarının rüzgar eken ahkamları (ister Allah adına, ister Türklük, ya da çağdaşlık, ya da çağ atlamak adına) bölücülük olmuyor mu? Bağnazlık ve softalık sadece sarık ve cübbeyle dolaşmaz. Biz ne softalar gördük yanı başımızda, ki onların demokrasiden kastettiği şey, 73 sene evvel kendilerine bahşedilmiş olan imtiyazları ilelebet müdafaa ve muhafaza edecekleri bu azınlık dikatörlüğünün bekasından başka şey değildi.'
Bu karikatürün ardından Cumhuriyet gazetesi ayaklanmış, Deniz Som'la Hikmet Çetinkaya eski çizerleri hakkında korkunç yazılar yazmıştı. İşte Çetinkaya'nın yazısından durumu izah edecek bir bölüm:
"'Hürriyet gazetesinde bir takkesiz liboş var. Bizim Deniz Som ona 'zırtapoz' diyor. Adı Necdet Şen olan bu iç evreni karanlık zibidi, dün Nadir Nadi'ye saldırma cüretinde bulundu. Bu aşağılık, bu haddini bilmez yaratık acaba kimlerin maşasıdır? Bu zavallı acaba kimlerden buyruk almaktadır? Hürriyet gazetesi, Atatürk devrimlerine, bilim adamlarına, aydınlara, demokrasiye ve insan haklarına alçakça saldıran Necdet Şen'e daha ne kadar tahammül edecektir? Necdet Şen adlı zibidinin dünkü çizgisi mi yazısı mı ne olduğu pek anlaşılmayan zırvalarını Hürriyet gazetesi yöneticileri nasıl savunacaklar çok merak ediyorum."
Medyada Hızlı Gazeteci [ Haber Söyleşi Yorum ]