Konuk Defteri

2000 - 2001

Okumaya ilk yorumdan mı başlasam?

117

Sadun Yücel - İzmir 10 Mart 2001 - 21:05

Sık yazmıyorum ama sayfanızı her gün keyifle ziyaret ediyorum. Çorbada tuzum olsun hesabı sitenizi sizden izin almadan cnntürk'de yayınlanan bir site araştırma rehberi programına önerdim umarım kızmazsınız.

* * *

116

Özlemce - İstanbul 9 Mart 2001 - 17:35

ismime aldığım ek gibiyim biraz, tıpkı samanyolu bir gecede, yönünü kaybetme arzusuyla dolup tasan, basmadan dikilen bir elbisenin taze bedende salınan kıvrımı gibi... neyse bu benim iste.. hep gitmek istemişimdir, bir daha gelmeyi düşünmeden, nitekim gittim de ama tekrar geri geldim, iyi mi? ayaklarına, yüreğine, aklına, çizgine sağlık necdet şen.. senin çizgilerin daha bir anlamlı şimdi, teknolojinin bozuk bir kan gibi damarlarımızda dolandığı şu orwellvari gelecek-bugünümüzde, teknolojiye yeniden insan kattığın için...

* * *

115

Alpaslan Alkan - İstanbul 9 Mart 2001 - 17:12

Scanner'dan taratılan yazıların veya resimlerin daha iyi görünebilmesi için OCR yazılımları kullanılır. Bildiğim kadarıyla 2 çeşit tarama şekli bulunuyor. Çizgisel tarama ve karaktersel eşleme. Çizgisel tarama; taranan metni çizgi olarak kabul eder ve scan ettiği şekilde belirtilen dökümana (kelime işlemci WORD, NOTEPAD v.b. veya PAINT BRUSH gibi resim programlarına aktarımı sağlar. Karaktersel eşleme ise; OCR yazılımı içerisinde bulunan ve daha önce tanımlanmış olan karakter topluluğu içerisinden, taranan metin içerisindeki karakterlere en çok benzetileni, döküman dosyasına aktarmasıyla oluşturulur. Konuyu bir örnekle açıklamak gerekirse; alfabemizde bulunan 32 harfin :) tanımlı olduğu bir OCR yazılımı olsun. Türkçe bir metni Scanner'dan tarattığımızda 'ğ'harfini 'ğ' olarak eşler (ASCII koda göre atama yapar) ve döküman dosyasına yazarken 'ğ' olarak yazar. Tabii Türkçe karakter desteği yoksa 'ğ' harfi 'g' olarak atanacaktır!!! Bu kadar ukalalıktan sonra 'en iyi OCR yazılımı hangisidir?' diye soracak olursanız (eğer yenisi çıkmadıysa) Fine Reader 4.0 olduğunu söyleyebilirim. Türkçe karakter desteğinin bulunması, ayrıca karakter çözümü oldukça iyi. Bütün bunların yanında Scanner cihazının kalitesi de taranılan metnin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Hoş kalın... NOT: Sayfada bir mail adresine rastlayamadığım için buraya yazmak zorunda kaldım. Özür diliyorum.

* * *

114

dilek ladre - İstanbul 9 Mart 2001 - 16:54

Merhaba Necdet Sen! chivi'de gezinirken, bulduğum "Ben deli değilim"' başlıklı sohbetindeki sen ve çizgilerinin her biri, analarımız, düş kırıklıklarımız, ayrıntılarımız'ın izlerinden gitmemizi sağladığın için aşk duyuyorum sana. bu aşk'ı her zaman her şeye hissedemiyoruz ya. bu yüzden hazine gibisin. web sayfanı da buldum. Okunacak ne cok sey var. oh be. plazalarda nefes alamayanlardan'dım. sana bağlandım! hoşçakal...

* * *

113

Reti Vezir - Antalya 7 Mart 2001 - 21:23

1-Arkadaşlar, hepinizin bayramı kutlu olsun. en söylenen şey bayramlarda. 1) Ahh ah nerede o eski bayramlar.. İmdi buna cevap verecek olursak, bunu söyleyen kişiye şöyle demek gerek: 'Ahh nerede o eski sen' sen değiştiğin için o bayramı algılayışın değişti o yüzden sana öyle geliyor. :)) Çocukların hiç böyle bir şey söylediğini duydunuz mu? Ama biz çocukken dedelerimiz gene hep bunu söylerdi... 2-Son 2 Kurban Bayramında, medya kurban kesilme şekillerini çok gündeme getiriyor. Yok hijyenik koşullar yokmuş. Yok şoklama yapılmalıymış yok efendim böyle giderse AB ye üye olmazmışız. Peki bu kesilen kurbanların acaba kaç tanesi şoklanarak kesildi? Bence 100'de biri bile değildir. Bu koşulları halkımızın yerine getirebilme ihtimali de 100'de bir bile değildir. Bunları yapılmak istense bile nerde bulunacak o hijyenik koşular ve şoklama makinası. Halkımız kanı akıtacak bir çukur ayarladı mı hemen oracıkta keser kurbanı. Bu yüzyılardır böyle geldi hiç eleştirilmedi. Şimdi ne oluyor bu medyaya? Medyanın bu konuyu baş sayfalarda gündeme getirmesindeki çıkarı ne acaba? Tamam batıda dünyasında yok böyle bir olay. Ülkemizde bu olayın icrasını tesadüfen gören bir kaç turistin gözlerindeki ifade ve şaşkınlık ve sonra bakışlarını kaçırmalarını siz de görseydiniz onların ne düşündüğünü bir anda anlardınız benim gibi.

* * *

112

pekdemirozlem - Ankara 6 Mart 2001 - 23:49

Eskilerin yiğidi tarife ne hacet dedikleri türden keyifle okunan bir site... Bu siteye insanların emeklerini zamanlarını deneyimlerini, dostluklarını yani sevgilerini verdiklerini hissetmeyecek kadar da eşek değiliz tabi (estağfurullah...) Durdukça yosun bağlayan bir hayata bağlanmak yerine kocaman dalgalar ile düş gezilerine çıkan sizlere kucak dolusu sevgiler.

* * *

111

püsküllü deve - İstanbul 6 Mart 2001 - 13:46

Gidecek bir yerimiz yoktu ama gitme vakti geldi işte. Şimdi duvarlarına tutunarak güçlükle ayağa kalkıp durduğumuz bu yerin adı; otuz yaş ülkesidir. Hayatın birinci perdesi bitmiş, dekorlar üstümüze devrilmiş, aktör alkolik olmuş, suflör ölü bulunmuştur, kaçışan kalabalık bizi ezmiştir. Artık içinden geçirildiğimiz ağır müfredatın gövdemize çaktığı çivilerle, sırtımıza vurduğu külçelerle ve kalan aklımızla dağlara vurma zamanıdır. Düşündüğümüzden değil aklımıza kelimeler geldiğinden ve bunların içerdiğinden çok korktuğumuzdan, bizden gökyüzüne sürüklenen dumanı bir tekme gibi yeryüzüne döndürdüğünden bu kelimeler, kestane ağaçlarının altında yıllarca yalnız dolaşmaktan hastalandığımızdan biz yani bütün hastaları şehrin tanrıyı görmüş gibi dağlara doğru sürünmenin zamanındayız artık, ve oralarda elbette bir tanrı bulup kafasına revolveri dayayacağız. Bizi ameliyat etmesini iyileştirmesini isteyececeğiz ondan. Kapatıldığımız bu tımarhane için azıcık ateş isteyebileceğimiz bir tanrıyı kesinlikle bulacağız orada, onun azıcık sevgisiyle bütün nefretimizi, bütün acımızı unutacağız. Her allahın sabahı uyanıp, gökyüzüne yalnızca, kuşlar duruyor mu diye bakacağız ve yeryüzünde çocuklar hâlâ varsa çadırımızdan çıkacağız. Vazgeçilmez mücevherimiz olacak kar yağarsa artık, ve yıldızların içine devrilmiş bir kar lekesi gibi kalbimiz, korkutulmuş ruhumuza kuzeyi gösterecek, yosunların pusulanın, karınca yuvalarının ve ıslak parmağımızın üşüyerek önünde yerlere kapandığı 'kuzeyi'

* * *

110

onderras - İstanbul 5 Mart 2001 - 10:14

siten çok güzel olmuş ama benimkisi de güzel sayılır bu yüzden herkesi siteme bekliyorum.

* * *

109

Pelin - Ankara 3 Mart 2001 - 23:44

Olman gereken kisi olmalisin, ve buna erisebilmek icin de bircoklarini tatmin eden yuzeysel bir hayatla yetinmeyip islemen gereken essiz kisiliginin temellerine ulasabilene kadar hayati irdelemelisin.. [NIETZSCHE)

* * *

108

püsküllü deve - İstanbul 3 Mart 2001 - 15:08

abi, iyi miyiz biz ya. bu yapıp ettiklerimiz normal mi yani? bizi bu yaşamın kıyısında tahta bir bavul gibi tek başına bırakıveren nedir? dışımızda irin gibi caddelerden akıp giden bu sapkın güruha karışmayışımız, çalıştığımız işyerlerinden ilk kovulan olmamız, sürekli şefimiz yada müdürümüz olan aptalı pencereden atmayı bize şiddetle arzulatan bu sıkıntı genetik şifremizde mi kazılı? Ayaklarımıza zincirli bu kuduz yalnızlık, bizi sürekli tekil şahıs kılan iğrenti, bizi niye rahat bırakmaz ki? niye hep çekip gitmek isteği, dağın başında, atları yorgunluktan ölmüş bir araba gibi sonsuza kadar bekleyiş durumu. Kafka yirmibeş yaşında günlüğüne şöyle yazmış; 'bu durumum kesinlikle bir boşvermişliğin, savrukluğun sonucu olamaz. daha küçük bir çocukken sopalarla dövülerek buraya getirilmişim ve burada zincire vurulmuşum.' meselâ Kafka'dan bize ne? kim Kafka'yı okuyarak bir şey kazanmış ki? Bu görüntü ve gürültü cehenneminden hızla uzaklaşıp içinde verem olmayı beklediğimiz bu sığınakları inşa etmekten başka çıkar yol neden yok? ey çok akıllı ve her şeyi çözmüş değerli kimseler, böylesine yenilmiş mahvolmuş ve kendinizle olan saf ilişkinizi kaybetmişken, yüzyılların zulmü her hücrenize işlemişken neden bu çaresizliği erdeme dönüştürme çabalarınız, kapatıldığımız tımarhanenin duvarındaki çatlaktan tek sızan ışık; 'gerçekten delirmek şansı', kendini çalar saat zanneden huzurlu bir delilik, torbacı gibi ortalıkta gezinen, resmen kimyasal silahla üstümüze saldıran psikiyatriyi de gereksinmeyeceğimiz bir umursamazlık. Niye bir şeyler yapıp etmek gereksin ki, sessizlik en bakımlı bahçesi değil mi insanın? neden bu sonu gelmez sıkıntının her istediğini yapıp, bize her türlü nesneyi çılgınca pazarlayan cinnete eklenişimiz, varlığımızı ifşa etmek kendimizi önemli hissetmek adına korkunç güzel ırmakları bırakıp dağlardan inişimiz, açlıktan mı? dünyayı ateşe veren bu abuk işleyişe ancak ve ancak onu ele geçirilmiş yenilmiş ruhumuzdan defederek karşı koyabiliriz. doğrudur, gazete mazete okumadan, hiç bir şeyi bilmeden, hiç bir şeyi bilmek istemeden ve bildiklerimizi de hızla unutarak kazanabiliriz, çünkü her şey ama her şey varlık sıkıntımızın deliklerinden sızan birer pazarlama taktiği değil mi? travestilerin, tinerci çocukların, evsizlerin, katotonik hastaların (!) korkutucu cesaretini kuşanarak, sokak hayvanlarının algılayışını kavrayarak bu yalana dolana karşı ancak dik durabiliriz. hiç kimsenin bizi farketmez olacağı zamana kadar... yoksa her akşam, bütün gün varlığımızın iğfal edildiği şaçma sapan oyundan çıkıp, ertesi güne katlanabilmek adına hazırlıklar yapmamımız için bize tahsis edilmiş sığınaklarımızda, gün boyu aldığımız yaraları psikopat doktorlar gibi acıta acıta saran, televizyona, gazeteye, ve bilimum iğrençliklere aklımızı teslim edeceğiz...

* * *

107

ekudsa - İstanbul 3 Mart 2001 - 03:17

Bu Gamze çılgının biri. Bilgisayar başında kahkahalarımı zaptedemedim. Komşum boğulduğumu sanmış. Asla kurgusallaştırlamayacak kadar absürd, sıcak, komik:))) Devam edin, takipteyim...

* * *

106

Fersan - Ankara 2 Mart 2001 - 17:31

73 numaralı Dursun Akçalı'nın yazısına ithafen. 'Ana sayfa yap' ikonunu eleştirirken, Dursun Bey'in dikkat etmediği bir nokta var sanıyorum. Orada bir seçenek sunulmuş. Ve Necdet Şen'in de her site sahibi gibi, böyle bir seçeneği okurlarına sunmasından doğal birşey olamaz. Yani adamcağız kimsenin kafasına silah dayamıyor, değil mi? Ayrıca, bu siteyi ana sayfa yapmak isteyen insanların düşüncelerini de gülünç buluyorsunuz ama herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil ki. Öyle değil mi? Dursun Bey'in yazısını okuyunca, bunları yazma ihtiyacı hissettim. Sırf eleştirmiş olmak için eleştiri yapmak pek samimi değil. Bu konuda çok katı görüşlere sahip sanıyorum kendisi.

* * *

105

Cem İpek - Ankara 28 Şubat 2001 - 20:38

Gittin sanıyordum. Gitmemişsin. Sevindim.

* * *

104

Oğuz - İstanbul 28 Şubat 2001 - 18:44

Sevgili Necdet Şen Güzel sayfan için ve yazılarınla bana ilham verdiğin için teşekkürler. 'Nereye' ne zaman ve ne şekilde devam edecek çok merak ediyorum gerçekten. Ama esas sormak istediğim 'Kadınlar Tuvaleti' yazısının ne demek istediği. Gerçekten yazıda ne bu sayfaya yakışır bir esprili üslup ne de bir anlam bulamadım. Kadınların bu tarz yönleri olması bir sır veya erkeklerin zaferini belirleyen bir arguman değil. Estetik yoksunluğu (isterseniz pislik diyelim) maalesef her kesimde sık gözüken bir hastalık, özellikle toplumumuzda. Belki bu feminist tartışmalarının başını bilmediğim için kaçırdığım 1-2 nokta olabilir ama yine de kanım yazının bu sayfada sırıttığıdır. Ayrıca size veya sayfaya direkt ulaşabileceğim bir mail adresi varsa sevinirim.

* * *

103

İsmail Duyar - Bursa 27 Şubat 2001 - 14:26

Sayın Necdet Şen, Bunca zamandır internette sörf yapar dururum, ama sizinki kadar etkili bir site daha görmedim. Aslında site falan da çok önemli değil. Internet ortamında -kimbilir belki- milyonlarca site var. Ama 'Dilin Kemiği' köşesindeki okura hitaben yazılmış olan yazınız suratımda kıpkırmızı bir iz bırakan sert bir tokat gibi patladı. Yardım istemediğini söylemişsiniz; benim ne İngilizce konusunda ne de HTML konusunda size yardım edebilecek kadar bir bilgi birikimim yok. Ama yapabildiğim tek şey mail listemdeki 21 kişiye sizin sitenizin linkini göndermek oldu. Umarım bu benim bir duygusal mastürbasyonum değildir. Umarım sizin aykırı (benim yorumum) fikirlerinizin biraz daha yayılmasına yardımcı olur.

* * *

102

Necdet Şen - İstanbul 23 Şubat 2001 - 15:48

Bir alttaki mektuba yanıt: Merhaba Gökhan. Yazdıklarını defalarca okudum. Okurlarımı müşteri gibi ya da 'bilinçlendirilmesi gereken' bir kaz sürüsü gibi algılamadığım için, kendime 'bilinçlendirmek' gibi bir vazife biçmiş de değilim. Dahası, 'biz' diye bir kategorinin varlığından da kuşkuluyum. Okurlarımın bir kısmına olan kızgınlığım, onları (yani sizleri) fazlasıyla önemsediğimin, hepinize yüksek bir ruh atfettiğimin göstergesi değil midir? Buna rağmen yine de 'yaa, bu millet koyun sürüsü, onları önemseme' türünden nasihat mektupları alıyorum. Bu nasihatin arkasındaki düş kırıklığı ve pes etmişlik mi daha acıklı, yoksa benim ısrarla okurlarımdan tepki bekleyişim mi? Plaza medyasından çekip giderken, kimsenin arkamdan yas tutması gibi bir beklentim yoktu; ben yas tutuyordum zaten; etrafım cesetlerle doluydu ve onlar ceset olduklarının farkında değildiler. O nedenle senin bu sitemkar satırlarını sevgiyle ve memnuniyetle karşılıyorum. Demek ki hayattasın.

* * *

101

gökhan ersoy - İstanbul 23 Şubat 2001 - 11:47

14 Şubatta yazdığın yazıyı okudum. Bir çok açıdan haklı gibi görünüyorsun. Ancak, kendine yaşam biçimi olarak seçtiğin eleştirelliği, herkesin katılacağı bir düğün dernek havasında yaşayacağını sana kim söylemişti; bunu merak ettim. Çok şanslıydın ki bağırıp çağırma, istediklerini söyleme olanağı bulmuştun. Hâlâ da kısmen de olsa bu olanağın var. Tercihin çizip söyleyerek yaşamak ise bunu devam ettirmeliydin. İnsanların sen gazeteden ayrıldığında arkandan yas ilan etmiş olmamaları, senin taşlarını kör kuyuya attığını göstermezdi. Toplumcu, hafif varoluşçu ve tabiki hümanist bilince ulaştırılacak her insan bizlerin kazancıdır ve bu kazanım öyle birdenbire değil, taşların yavaş yavaş yerine konması ile olur. Sen de yaptıklarınla her gün birilerinin bir taşı kendileri için önemli boşluklara yerleştirmelerini sağlıyordun ve bırakıp gitmen ihtiyacı olanları senden yoksun bıraktı; seni tanıyanları değil. Kimsenin özür borcu yok!

* * *

100

vildan zor - Ankara 21 Şubat 2001 - 16:33

MUTLULUĞUN ŞİİRE YAKIŞTIĞI GÜNLER VARDIR YA.... hiç beklenmedik bir anda, tükenen zamanlardayken bir papatya tanıştırdı sizi. yaşamak değildi de bu sanki yaşıyor olmaktı. İçimde birbirine rağmen öyle çok duygu var ki,bu yüzden açık, dürüst ve kendim olmak için içimdeki bütün duygularla ve seslerle konuşmak gerekiyor biliyorum.Yaşamın bize sunmayı sürdürdüğü umutlara bir son vermek niyetinde değilim.Yalnızlık kimi zaman bir yaşama özgürlüğü. Ama uygulamada o yalnızlığa değil de umutsuzluğa dayanamayışım bir gerçek. Bir zamanlar sevdiğim bu şehir kendi zamanlarını çoktan kaybetti, günlerdir sizi okuyorum ve tüm yollar yeniden aydınlanıyor benim için bizim için... Herkes gibi seven olmadığınızı düşünüyorum. Çevremizde olup bitenleri görüp ardından sizden dinlemek ve insanların neye göze aldığını anlamaya çalışmak, şüphelerle geçen yaşamlarında anlık mutlulukları tükettikleri zamanlar için üzülüyorum. Kimseyi kurtarmak gibi bir derdim yok aslında. Yazılarınızda ismini bilmediğim bir zamanın konuğu oldum. Bu şehir, bu hayat hırpalasa da, bugün sizin bana bu dünyadaki en yakın insanlardan biri olduğunuza kendimi inandırmış yüreğimle size bu satırları yazmak istedim işte hepsi bu... Mutluluğun şiire yakıştığı günler vardır ya...

* * *

99

Alper Ayvazoğlu - Ankara 20 Şubat 2001 - 02:54

Ev efendi hazretleri, yanmayan kalöriferinle yine söndüreceğim ışıklarını yakında' teşekkürler Necdet Şen.

* * *

98

Alper Ayvazoğlu - Ankara 20 Şubat 2001 - 02:52

Ev efendi hazretleri, yanmayan kalöriferinle yine söndüreceğim ışıklarını yakında. Teşekkürler Necdet Şen.

* * *

97

Alper Ayvazoğlu - Ankara 20 Şubat 2001 - 02:52

'Ev efendi hazretleri, yanmayan kalöriferinle yine söndüreceğim ışıklarını yakında' teşekkürler Necdet Şen.

* * *

96

Blairwitch - İstanbul 18 Şubat 2001 - 19:50

Reklam verelim bariii, Söyliyicek hiç bişeyim yok.. Ama kendisi bilirr Oktayy çok yaramaz bir kedii ;) :)))))

* * *

95

suna - İstanbul 18 Şubat 2001 - 02:36

gecenin tam anlamı ile bir yarısında bir dost önerisi ile geldim. hızlı gazeteciyle ilgili mesajımı aldın mı dediğinde anlamamıştım, hatırlamamıştım. hafıza kaybı.'tabakhane' başlıklı yazıyı okuduğumda ise iğne değil çivi batırılmış gibi oldum. Haklısın biz sevdiğini takdir etmesini geç öğrenen insanlarız. daha doğrusu bunu ifade etmesini. eline sağlık

* * *

94

mete ertunga - Yurt Dışı 17 Şubat 2001 - 09:30

selâmlar, belki beni ciddiye almayacaksiniz, olabilir... bu yine de 'yine mi cicek' parcasini dinlememeye engel olmamali...

* * *

93

mete ertunga - Yurt Dışı 17 Şubat 2001 - 04:58

selâm, hadi, su kirilgan cocugu costuralim... herbirimiz bir seyin ucundan tutalim, güzel seyler yapalim, fena mi olur yani?

* * *

92

Rêzan Çetin - Yurt Dışı 16 Şubat 2001 - 19:04

Bu siteyi ben de birçok kişi gibi Nasuh Mahruki'nin yazısından öğrendim. Açıkcası daha önce isminizi hiç duymamıştım. Yaşımdan olsa gerek, sizi gazeteden okuma fırsatına erişemedim. Ama sitenizi okuduktan sonra daha iyi anladım ki, 'Ne yolculuğun yaşı, ne yolun sonu vardır'. Sizi sevgiyle kucaklar, iyi yolculuklar dilerim.

* * *

91

elif eroğlu - Ankara 16 Şubat 2001 - 18:23

bu hayat denen şey ne garip yahu!! bir köşe yazısı okuyorsun, düşüncelerine önem verdiğin birinin, düşüncelerine önem verdiği biri hakkındaki yorumlarını okuyorsun, sonra çalıştığın yer batma eşiğine geldiği için beklemekten başka işin yok, gün boyu bir bilgisayarın karşısında oturuyorsun, aklına köşe yazısındaki adamın sitesi geliyor, bir bakayım diyorsun, bakıyorsun, okuyorsun, düşünüyorsun, aklın karışıyor.. ne diyor bu adam??? yazılan ciltlerce kitabın bile anlatamadığı şeyi tek bir cümlede tek bir karede nasıl anlatabilir ki insan? ne bu yaaa ne? 21 yaşında, yeni mezun bir fizyoterapistim ve buradan kaçıp, hiç bilmediğim küçük bir yerde, küçük bir evde yaşamak gibi üstünü kapatmaya çalıştığım duygularım depreşti. nolucak şimdi??? nasuh mahruki ve siz necdet şen'e sevgilerimi yolluyorum...

* * *

90

Ismail Gülseven - İstanbul 16 Şubat 2001 - 13:35

İLERİ YAŞLARDA İNTERNETİN NİMETLERİNİ EN İYİ ANLATAN OLAYLAR ÇOK AZ, HELE BU OLAYLARIN KALİTELİSİ DAHA DA AZ, İYİ Kİ NASUH ADRESİNİ BİZLERE ULAŞTIRDI, İYİ Kİ BU SİTEYİ HAZIRLADIN, BİZLERİ ÇOK MUTLU ETTİN, TEŞEKKÜRLER.

* * *

89

Ali Toksoy - İstanbul 15 Şubat 2001 - 11:55

Tam umudu kesmişken Nasuh Mahrukinin yazısında buldum eski dostu... Eline, emeğine sağlık.

* * *

88

Önder Kiremitçi - İstanbul 14 Şubat 2001 - 18:37

NECDET ABİ, HÜRRİYET'TE KAYINTILI GÜNLERİ VE SOHBETİNİ ÖZLEDİM. EŞİM SENİ GÖRDÜ HATTA RÖPORTAJ YAPTI AMA BEN SENİ HALA GÖREMEDİM. AMA GÖNLÜM SENİNLE... İYİ Kİ VARSIN BE ABİİİ... not:hızlı gazetec'iyi ne zaman oynatacaksın bana, evlendikten sonra göbeklenmeye başladım da..:):)

* * *

87

Mehmet Erol - Ankara 14 Şubat 2001 - 17:29

Merhaba, Eskice bir Cumhuriyet okuru oluşumdan sizi gazetede tanımış ve izlemiştim. Şimdi, nerelerde ne işler yapıyorsunuz, bilmiyorum. Bu siteyi de Nasuh Mahruki'nin önerisi ile ziyaret edebildim. Özel bir istek midir bilemem, ancak, eskiden basılmış (ve/veya varsa yeni) kitaplarınızın nerelerde bulunabileceğini bildirebilirseniz sevinirim. Bu siteler hakkında pek bir deneyimim olmadığı için bir değerlendirme yapamayacağım. Ancak inancım siz yaptığınıza göre sanırım başarılı bir çalışmadır. Anlamlı bir istek olur mu bilemem ama, sizi tekrar Cumhuriyet'de izlemeyi isterim.

* * *

86

erhan eken - Ankara 14 Şubat 2001 - 13:22

olağanüstü güzel bir site olmuş, hoşgeldin, 5 yıl öncesini tekrar yaşadım. darısı herkesin başına. en beğendiğim bölüm de dilin kemiği bölümü, adama iyi giydirmişsin.

* * *

85

mete ertunga - Yurt Dışı 14 Şubat 2001 - 07:32

daha evvel basima geldi, yazayim da, kurtulayim, he vallahi, he billahi, necdet´in, tetikcisi degilim....

* * *

84

Fehmi Gurdalli - İstanbul 14 Şubat 2001 - 04:14

Üstad iyi ki döndün. hürriyet'teki karikatürleri kesip saklamıştım ama bu aksam gec de olsa geri döndüğünü öğrenmek, hızlı hazeteci'yi okumak beni fazlasıyla sevindirdi. arayı bu kadar acma artık.

* * *

83

zülal - İstanbul 13 Şubat 2001 - 23:52

Şu anda işyerimdeki bilgisayarımın ana sayfasını Hızlı Gazeteci' nin sırtı yüklü resmi kaplamış vaziyette. Bir plaza ortamında, etrafımda yabancılar karşımda ise küskün suratlı tanıdık bir adam var. Tanıdık olmak az şey değil. Böyle olunca anlamak konusunda zorlanma olmuyor!

* * *

82

Necdet Şen - İstanbul 13 Şubat 2001 - 22:24

73 numaralı görüşü yazan Dursun Akçalı'ya yanıt: Bu deftere yazılan hiç bir görüşü silmiyorum, üzerinde tahrifat yapmıyorum, eleştirilerden rahatsızlık duymuyorum. Ve sizin SEVGİSİZLİK ile ELEŞTİRİ arasındaki ince ayrımı er geç farkedeceğinizi umuyorum.

* * *

81

mete ertunga - Yurt Dışı 13 Şubat 2001 - 22:10

tc vatandasi; görüslerinin bir kismina katiliyorum, ama, buraya politika karistirmasak nasil olur sence? baydim yahu su politikadan, politikasiz bir yerimiz olsun, siginalim yipratici dalgalardan, bir nevi dalgakiran...

* * *

80

Zülal Selçuk - Adana 13 Şubat 2001 - 18:15

Seninle tekrar karşılaşmak çok heyecan verici ve sevindirici oldu. Hikâyelerini kesip saklayanlardanım. Bu işe internet ortamında devam etmek çok zevkli olacak. Sayfalarla ilgili çalışma için yürekten kutlarım. Biz hep burada ve seninle olacağız. Paylaştığın her şey için teşekkürler ve kolay gelsin...

* * *

79

Zülal Selçuk - İstanbul 13 Şubat 2001 - 17:55

* * *

78

TC Vatandaşı - İstanbul 13 Şubat 2001 - 13:28

Merhabalar, Öncelikle vurgulamak istediğim şey ülkemizde yaşanan terör, çete, rüşvet skandallarının hiç bir mazeretle açıklanamayacağıdır. Ancak sizinde uygun gördüğünüz eleştiri tarzını uygun görmüyorum. Bu haksız bir eleştiri tarzıdır. Özellikle askerimizin hayatının ne kadar önemi olduğunu irdelediğiniz karikatürünüzde acaba aynı şeyi istiklal savaşında ya da ermeni komitalarının ayaklanmalarında kaybettiğimiz şehitlerimiz için de düşünüyor musunuz? Yaklaşık 2 yüzyıl boyunca 8 yüzyıldır sorunsuz yaşayan toplumumuzda azınlıklar sorunu ortaya çıkmış ve bunun yegane kışkırtıcıları ne yazık ki sizin de bugün ortaya koyduğunuz insan hakları, kardeşlik, sevgi ve eşitlik gibi yüce değerlerin arkasına saklanmışlardır. Fazla uzatmak istemiyorum, ve güncel olması açısından ilgilenenler için bir örnek vermek istiyorum; 1915 tecrit yasası çerçevesinde zarara uğrayan, ölen ermeniler konusunda devrin Osmanlı hükümeti 100'lerce kişiyi mahkemelerinde yargılamış ve birçok kişiyi mahkum etmiştir. İşte insan haklarına olan duyarlılığımıza bir çarpıcı örnek... İlgilenen arkadaşlara kaynak gösterebilirim. Herkese iyi günler, güzel yarınlar diliyorum.

* * *

77

sezin özkapıcı - Ankara 13 Şubat 2001 - 12:02

ilk önce anlamakta zorluk çektim sonra biraz afalladım dolaştıkca anladım gülümsedim hoşgeldin....

* * *

76

sezin özkapıcı - Ankara 13 Şubat 2001 - 11:36

ilk önce anlamakta zorluk çektim sonra biraz afalladım dolaştıkca anladım gülümsedim hoşgeldin....

* * *

75

Gülay Abdullah - İstanbul 13 Şubat 2001 - 09:52

Sevgili Şen, Siz gazetede iken okurlarınızın sizi bu kadar sevdiklerini bilir miydiniz acaba? Böyle güzel mesajlar sizi ne kadar etkiliyor bilmiyorum ama siz bizi çok etkiliyorsunuz. Herkes mizah yapıyor ama, gerek çizgileriniz gerekse fikirleriniz açısından çok özelsiniz. Sevgiler.

* * *

74

Gülay Abdullah - İstanbul 13 Şubat 2001 - 09:51

Sevgili Şen, Siz gazetede iken okurlarınızın sizi bu kadar sevdiklerini bilir miydiniz acaba? Böyle güzel mesajlar sizi ne kadar etkiliyor bilmiyorum ama siz bizi çok etkiliyorsunuz. Herkes mizah yapıyor ama, gerek çizgileriniz gerekse fikirleriniz açısından çok özelsiniz. Sevgiler.

* * *

73

Dursun Akçalı - Yurt Dışı 13 Şubat 2001 - 02:57

Buradaki yazılara bakarsan her şey harika. Eh evet fena sayılmaz ve emek ürünü de. ben de beğendim ama hepsi o kadar. Yani arada bir girer yeni eklenen bir şey varsa okurum. Ama bu sitede beni güldüren tek şey şu 'ANA SAYFA YAP' ikonu koyman... Gerçekten mantıklı ve tarafsızca düşün bu sana da komik gelecek. Bir insan internette neyi ana sayfa yapar? Pek çok araç gereç olan bir site olabilir bu. Mesela arama motorları altavista falan ana sayfa yapılabilir. Ya da güncel haberleri düzenli okuduğu bir site veya pek çok hizmet sağlayan bir site ana sayfa olabilir. Sen de zevkle okusan da ana sayfa olarak bir çizgi roman sitesini ana sayfa yapmazsın, hadi gerçeği söyle. Günde 40 defa interneti tıkladığında karşına hemen açılacak sayfa bu olamaz. Yani arada bir ufak tefek ilaveler de olsa buna sık sık belki her gün girersin, ama asla ana sayfa olmaz. Yani daha nasıl anlatayım komik bu ibareyi koyman... Üzülme dostum, bu komik duruma düşen bir sen değilsin, üç beş şey yapıp site oluşturan herkes baş köşeye oturtuyor bu 'ana sayfa yap' ikonunu :)) Hani favorilere eklemeye tamam da ana sayfa yapmak :)) galiba senin sitendeki tek eleştiri de benimki olacak. Belki de bu eleştiri ilk değil, ama siliyorsundur. Her neyse, dostca uyarıydı. Her şeye rağmen güzel site emeğine sağlık.

* * *

72

Kenan Özkaya - Giresun 12 Şubat 2001 - 21:29

Sayfanda Giresun nostaljisi yapıp,bu şehr-i Giresun'u bilmeyenlere tanıtırsanız çok mutlu olurum. En kısa zamanda Giresun yaylalarını gezmek için Giresun'a gel.

* * *

71

Reti - Antalya 12 Şubat 2001 - 20:22

Bir anda eskiyi hatırlamak güzel oldu. 'Bu gün sevgi adına ne yaptın' adlı yazınızı da sitemin ziyaretçi defterine yazdım. Tabii isminizi ve sitenizin adresini vererek.

* * *

70

Ayşen - İstanbul 12 Şubat 2001 - 13:27

Bir zaman önce izini yitirdiğim eski bir dostu bulmuş olmanın keyfi var üzerimde; bunun için Nasuh Mahruki'nin yazısının çıkmasını beklemem gerkiyormuş demek ki. İşte buradasın sevgili Hızli Gazeteci'm, benim lunapark olmak isterken deniz feneri olan ilk dostum. Yıllarca en büyük ilham kaynağımdın, seni zaten hiç unutamamıştım ama tekrar görüşmek, ruhunda aynı lezzeti bulmak gibisi yokmuş. Hoşgeldin, safalar getirdin...

* * *

69

sarp kaya - Muğla 12 Şubat 2001 - 12:12

damağımızda kalan tadı dün, Nasuh Mahruki'nin yazısıyla buldum.Eline ve beynine sağlık;sana kesinlikle ihtiyacı var tüm aydınların....Yalnız koma bizi bu dünyada

* * *

68

öncül - Adana 12 Şubat 2001 - 11:43

'hızlı' ile 80'li yılların sonunda, cumhuriyet'te tanıştım. çok sevdim. albümü çıktı. aldım. keyifle okudum. hâlâ da okuyorum. diğer maceralar da öyle. ama en son mimoza'lı öyküler yarım kaldı hürriyet'te... kitabı da çıkmadı. umarım internet ortamın da ya da kitapta tamamını okuma fırsatı ve de olanağı buluruz. *** bu arada, bir arkadaşıma (nisan) 'bacı' albümünden çok bahsettim. (kendisi de bir nevi bacı oluyor zaten) ama bulamamış bir türlü bu albümü. hâlâ da aramakta. bulabileceği bir yer v.s. varsa hararetle öğrenmek istiyor. çünkü (çok ilginçtir) okumamış o macerayı!.. 'hızlı' ile eski ve yeni maceralarında görüşmek umudu ile. tekrar, hoşgeldin(iz) öncül

* * *

67

engin - Ankara 12 Şubat 2001 - 02:46

Gamze TED den kaç mezunu acaba?

* * *

66

engin - Ankara 12 Şubat 2001 - 02:05

Yallah tazyik; sakın bitirme... Üç yıllık internet hayatımda bookmark ettiğim ilk site...

* * *

65

dilek zeybek - İstanbul 11 Şubat 2001 - 23:42

BUGUN ESKI BIR DOSTLA AYRILDIGIMIZ YERDE TEKRAR KARSILASMIS GIBI OLDUM. N.MAHRUKI YE TESEKKURLER BIZE ADRESINI VERDIGI ICIN. YUREGINE KUVVET

* * *

64

Alper Ayvazoglu - Ankara 11 Şubat 2001 - 19:37

Ex lux Necdet Şen, Arkadia nın güzel insanı, saatin daima doğru gösteriyor. (İlham perisini tam kapasiteyle burada da görmek istiyoruz) Saygılarımla.

* * *

63

ilker inanc - Antalya 11 Şubat 2001 - 14:18

Çelinize saglik verilen bu guzel emeklerle sizin de cok yoruldugunuzu hissettim. hadi biraz yorgunluk cikartin. size bir Bes Yıl Önce On Yıl Sonra, arkasindan Kayahan Gonul Sayfam en son olarak ta Grup Gundogarken Atina-Istanbul armagan ediyorum. ama dinlendiginizi hissedince tekrar koyulun yola. not: ben sadece armagan ettim siz en yakin CD market ten siparis verin lutfen. cok cok cok guzel olmus, gezerken okurken ben cok mutlu oldum, tekrar tekrar ellerinize saglik. ne guzel bir duygu bir gun bir yerde yeniden bulusmak saygi ve sevgi...

* * *

62

Aytekin Gezici - Adana 10 Şubat 2001 - 10:09

Sevgili Necdet Sen, dışa dönük yanınız kadar naif sayfanızı büyük bir heyecanla takip ediyorum. Ve o kadar çok detayı yakalama başarınızdan ötürü 'hayatı teğet geçen' –tüm çabalarına karşın– hızlı bir muharririn sizi takip ettiğini bilmeniz temennisiyle... Bu arada Sanal Medyatik Gazete'ye de arada bir uğramayı ihmal etmeyiniz. Çalışmalarınızda başarılar...

* * *

61

sakaci figen - İstanbul 8 Şubat 2001 - 22:53

Şu alemin haline baktıkca niye geldin, sayfanı görünce de hosgeldin demek istedim... Yine bir parmak bal calıp gidersen bari haber ver arkandan yalanıp durmayalım...

* * *

60

ümit Otan - İzmir 6 Şubat 2001 - 22:36

Sevgili Necdet, Seni seviyorum... Ümit

* * *

59

Coşar Özdeniz - İstanbul 5 Şubat 2001 - 17:34

Yaşam olgusunun gizemli renklerini solduran gündelik hayatın kahreden rutinliği ve iki yüzlülüğünü yüreğimize bulaştırmadan yaşamayı becerebilmek için sistemin pisliklerinin farkındalığını yakalayıp, onlardan arınmak gerekiyor. Çıkarsız saf bir düşünsel yoğrulmayla insanların kardeşliği noktasından yola çıkarak, rengarenk çiçekler misali açmayı öğrenerek doğallaşmalıyız. Bu anlamda gündeliğe boğulmadan yaşamak adına rüzgârın dostça esintileriyle dolu güzellikler savurduğun için çok teşekkürler... Ardıllara bırakılan çıkında Güneşten payımı almaya geldim. Zaman sarmalında olgunlaşan Düşünce yumağından ışık çaldım... Sevgi ve dostlukla

* * *

58

Murad Sezer - İstanbul 5 Şubat 2001 - 16:50

Sevgili Necdet Sen, Ortadan kayboldugun ilk gunlerde ya kisa bir tatile cikti ya da baska bir yayin organina transfer oldu diye dusunmus, gozlerim uzun sure cesitli yayinlarda cizgini aramisti. Radikal Gazetesi'ndeki haberi gorunce uzun yillar once izini kaybettigim bir dostumu, arkadasimi bulmus kadar sevindim. Bu arada internet yoluyla okuyucularina ulasma dusuncen ve de sayfan cok guzel. ellerine saglik. Lutfen bir daha hikâyenin tam heyecanli yerinde bizleri birakip gitme!!! basarilar, saglikli ve mutlu gunler dileklerim ile... Saygilar...

* * *

57

Oktay Ozel - Ankara 5 Şubat 2001 - 15:25

Sevgili Necdet, öncelikle benim mektubu hâlâ orada tutttugun icin icten tesekkurler. Sitenin giderek gelistigini, cesitlendigini, zenginlestigini gormek cok guzel. Hic birinin bosa gitmedigini dusunuyorum. Bu vesileyle, Chivi'deki soylesin ile Mumcu cinayeti vesilesiyle yazip cizdigin bandinda dile getirdiklerin ve bunlari dile getiris tarzinin cok etkileyici oldugunu soylemek istiyorum. Ayni duyarliliklara sahip bir yigin insanin oldugunu gormek daha da guzel. Sonuna kadar paylasiyorum. Bu arada Iran ile ilgili yazdiklarina da ozellikle katiliyorum (gecen yaz orada iki hafta gecirdim). Imajlar maalesef her zaman gercegin onunde gidiyor ve bunu degistirmenin, ozellikle bu medya/imaj caginda pek mumkun oldugunu zannetmiyorum ne yazik ki. Tek yol insanlarin imajlarin pesine kosmayip kendi kanallariyla dunyayi tanimaya calismalari ve bunu alternatif platformlarda paylasima sunmalari. Senin gozlemlerinin bu konuda uyarici olacagini umuyorum. Tekrar tesekkurler. Kolay gelsin! selâmlar.

* * *

56

Oktay Ozel - Ankara 5 Şubat 2001 - 15:25

Sevgili Necdet, öncelikle benim mektubu hâlâ orada tutttugun icin icten tesekkurler. Sitenin giderek gelistigini, cesitlendigini, zenginlestigini gormek cok guzel. Hic birinin bosa gitmedigini dusunuyorum. Bu vesileyle, Chivi'deki soylesin ile Mumcu cinayeti vesilesiyle yazip cizdigin bandinda dile getirdiklerin ve bunlari dile getiris tarzinin cok etkileyici oldugunu soylemek istiyorum. Ayni duyarliliklara sahip bir yigin insanin oldugunu gormek daha da guzel. Sonuna kadar paylasiyorum. Bu arada Iran ile ilgili yazdiklarina da ozellikle katiliyorum (gecen yaz orada iki hafta gecirdim). Imajlar maalesef her zaman gercegin onunde gidiyor ve bunu degistirmenin, ozellikle bu medya/imaj caginda pek mumkun oldugunu zannetmiyorum ne yazik ki. Tek yol insanlarin imajlarin pesine kosmayip kendi kanallariyla dunyayi tanimaya calismalari ve bunu alternatif platformlarda paylasima sunmalari. Senin gozlemlerinin bu konuda uyarici olacagini umuyorum. Tekrar tesekkurler. Kolay gelsin! selâmlar.

* * *

55

Ecevit - İstanbul 5 Şubat 2001 - 12:29

Merhaba... Gamze'nin sıcacık, komik, güzel yazılarına hayran kaldım. Bu site iyi ki var. Arada nefes almak gibi. Hatalı bir başlangıç yaptım ama, iyi niyetimle burdayım ve paylaşıyorum bu güzel şeyleri. Lütfen devam.

* * *

54

Erhan Yalvaç - İstanbul 4 Şubat 2001 - 00:07

Sayfanızı hayranlıkla izliyorum. Yeni bir şeyler varsa onları da kaçırmayayım diye günde birkaç kez ziyaret ediyorum. Bir çeşit bağımlılık ya da tiryakilik oluşturdunuz. Çabalarınızın boşuna mı olduğu gibi kuşkulara kapılmanız çok yersiz. Klavye özürlü olduğum halde oturup size uzun uzun yazmak zorunda kaldım. Demek ki boşa gitmiyormuş. Sevgiler ve saygılar.

* * *

53

sadun Yücel - İzmir 3 Şubat 2001 - 20:15

Fazla yazmayı sevmem, lütfen affedin, sizinle bir okur olarak yeniden buluştuğum için mutluyum, saygılar.

* * *

52

atila haslaman - Ankara 3 Şubat 2001 - 17:45

mükemmel. hos geldin 'sadece istediğini yapmak için dünyanın anasını satan adam'.

* * *

51

emre sertel - İstanbul 3 Şubat 2001 - 15:08

Necdet abi ben Emre sana komik bir resim gönderdim.

* * *

50

Roja Berfin - Yurt Dışı 3 Şubat 2001 - 00:04

Merhaba Necdet Sen. Uzun zaman sonra sanal alemde karsilasmak ne kadar guzel. Web siten bir harika. Burasi sanki bir yeni seruven gibi. Icine giren bir daha cikamiyor. Tebrik ederm ve basarilarinin devamini dilerim. Kendine iyi bak Roja

* * *

49

ali göçoğlu - Tekirdağ 2 Şubat 2001 - 17:51

Sn eski dost hızlı gazeteci Necdet Şen, dönüşünüz muhteşem, gölden çıkıp denize açılmanızda çok mantıklı ve güzel, herkes böyle düşünmeli, sevgiler saygılar.

* * *

48

Tamer Pekdinçer - İstanbul 2 Şubat 2001 - 12:53

Her gün ilk iş olarak sitenizi açıp yeni bir şeyler var mı diye bakıyorum. Gerçekten göstermiş olduğunuz büyük özveri her türlü takdirin üstünde. Telif hakkı konusunda her türlü hukuki yardımı yapmaya seve seve hazırım.

* * *

47

Yasemen Taş - Ankara 2 Şubat 2001 - 12:42

Ne iyi ettin de geldin... Hoşgeldin.

* * *

46

banu uz - İstanbul 1 Şubat 2001 - 15:03

Neden üç saatten beri bu siteden çıkıp da işime geri dönemiyorum? Neden? Ve neden Gamze'nin babasıyla ilgili yazısını okuyup sonra da telef olup, 'ay ne saçma oldu şimdi benim halim' diye çalışma odamıza geri döndüm.. Odamıza geri dönünce ne oldu peki? Neden buraya geri döndüm de bizimkilere 'yaa, ben bugün biraz fenayım, şöyle gidip bir şeyler içsem fena olmayacak herhalde' deyip çekip gitmedim, diye düşünmeye başladım. (Sayfa tehlikeli, insana 'git' getiriyor. Zaten üstümde bir elektrik var, dokunduğum bütün kapı kollarını çarpıyorum, yoksa onlar mı beni çarpıyor?) Ve en son olarak ne düşündüm? (Geldiğim yere bakınız.. Delilik halinin ifrada vardığı an mıdır acaba bu an?) Bizi işten kovsalar da gidip şöyle bir güzel tatil yapsak, manasızca ve uzuuun uzuuun tavanlara baksak, tavanlara bakarken saçma sapan tespitler yapsak, sonra yaptığımız tespitleri pek beğensek, yatma kalkma saatlerimizi bir noktadan sonra denetleyemesek, her şey birbirine girse, git gelmese kal gelse (zaten o zaman git gelme anının sonrası ya, git gelmiş gitmişsin, ama gittiğin yer orası, olsun o da uyar), çalışan arkadaşlarımıza, -çalışıyorlar ya, yazık onlara- yemek yapıp akşamları evde onları beklesek, sabahları kahvaltı niyetine onlara taze portakal suyu sıksak, günde 20 tane gazete okumak sorunumuz ortadan kalksa, bir süre televizyon da seyretmesek, kendimizi en saçma sinema filmlerini izlemek zorunda hissetsek, hissetmekle kalmayıp bir de gidip izlesek, devamlı eşofmanlarla dolaşsak, yağmur falan yağsa, biz öyle baksak -dışarı çıkma zorunluluğumuz da yok ya, oh ne rahat- bir süre bilgisayar ekranı görmesek, ne bileyim yeni bitki çayları falan keşfetsek (bir tane var melisa diye, içiyorsun, hoop, dünyada yoksun), şöyle serbest çağrışım yapsak, aklımız atlamalar ve flaş anlarla çalışsa, Türkiye kritik günlerden geçmekten vazgeçse... Ne bileyim.. öyle işte.. (söylenecek sözün kalmadığı anın resmi...)

* * *

45

esra - Ankara 1 Şubat 2001 - 13:54

İşim yoğun, he rşey hep çok rutin, 'önemli' işler yapılıyor burada:)) Öyle olmadıklarını biliyorum. Çok bunalınca kulaklarımı kapatıp, maskemi kenara usulca bırakıp hızlı gazeteci'nin sayfasını açıyorum. Nefes alıyorum:)) Hoşuma gidiyor. Ne diim daha, pek bi iyi oldu bu sayfa:)

* * *

44

Nur Özer - Ankara 1 Şubat 2001 - 13:11

Gün uykusundan uyanırken, 'güneş'e merhaba diyordum her sabah tebessümle. O da kayıtsız kalmıyordu çoğu zaman, saklandığı bulutların arkasından, çapkın çapkın göz kırpıyordu bu tebessümün sahibine. Yüreğimizin ve beynimizin gündelik şeylerin elinde yenip bitirilmekte olduğu bir sırada tesadüfen 'DENİZ' arkadaşım müjdeledi yeniden aramıza döüşünü. Kış sırasını vermeden ilkbahara, geçişini kutluyor bugünlerde. Ve bugün 'güneş'in yerine sana merhaba diyorum.Gözlerimde dolgun bir sevinç, sevgi ve sevecenlikle selâmlıyorum seni. Hoşgeldin, sefa geldin. Üstelik; sohbetlerin tükenmeye başladığı, kelimelerin ve sözlerin bizi kandırmaya yetmez olduğu şu günlerde.

* * *

43

ferahnaz sayin - İstanbul 1 Şubat 2001 - 13:10

YAKIN TAKİBİMDESİNİZ.

* * *

42

halid özkul - İzmir 31 Ocak 2001 - 23:22

asırlar önce, Kaledron limanının dar sokaklarının birinde kadim sırların abdallarından bir dostum ile buluşurdum. sonra çok sihirli kutular çıktı ortaya. dostumla tekrar siberuzay rıhtımının fiberoptik sokaklarındaki sanal hücrelerimizde tekrar buluştuk. İsa istediği kadar saçını başını yolsun, inci-sırlarımızı domuzların ayaklarının altına atalım tepetaklak yuvarlanıp, kıçları açıkta kalsın...

* * *

41

deniz - Ankara 31 Ocak 2001 - 11:58

Her sabah beyaz bir sayfayla güne başlayıp, sevgi var, sevgi va, sevgi v, sevg.... diye takatim tükenirken, Ali, Gamze.... varsınız.... biliyordum....

* * *

40

mete ertunga - Yurt Dışı 31 Ocak 2001 - 05:43

sonunda ciktin ortaya... yaklasik bir ay önce, aklima cizgi karakterler geldi ve tabii haliyle 'hizli gazeteci'... 'ne oldu yahu ona?' diye kendi kendime sordum, cevap veremedim. ama chivi seni yeniden cikartti ortaya - en azindan benim icin bu böyle oldu - güzel konusmussun, iyi bir söylesi cikmis ortaya. hic bozma, basarilar...

* * *

39

nezir asaroğlu - Bursa 30 Ocak 2001 - 18:33

üstad! chivi de ki söyleşini okudum! Hani susamışsındır da yağmur yağmaya başlar ya.. Dilini uzatırsın.. İşte söyleşinin ancak böyle bir tarifle ruhuma ettiğini açıklayabilirim. Sen derya olmuşsun. İhya oldum vesselâm.

* * *

38

püsküllü deve - İstanbul 30 Ocak 2001 - 10:46

80 li yıllara rastlayan çocukluk günlerimden anımsadığım: hızlı abimiz bir hatun kişiyi kanepeden halıya devirmiş, bir yandan zorunlu yer hareketlerini tatbik ederken bir yandan da siyah beyaz televizyonda arz-ı endam eden Faye Dunaway hakkında yorumlarda bulunuyor, evet ben de de varolan 'çocukken Samed Behrengi okuyan çocuklarda görülen davranış bozuklulukları' seni buldurmuş o ağır gazetenin bir yerlerinde çünkü biz çocukluk arkadaşıyız Necdet abi hoşgeldin tekrar hoşgeldin...

* * *

37

Aysel - İstanbul 30 Ocak 2001 - 00:49

Eski email adresine gönderilen mektuplar geri dönüyor.

* * *

36

ali kurt - Ankara 30 Ocak 2001 - 00:26

SEVGİLİ NECDET ARAMIZA HOŞ GELDİN. SİTEN ÇOK GÜZEL OLMUŞ. İNŞALLAH DAHA DA GÜZELLEŞTİRİRSİN. BAŞARILAR DİLERİM.

* * *

35

deniz - Adana 29 Ocak 2001 - 17:01

bugün de merhaba...

* * *

34

Necdet Şen - İstanbul 29 Ocak 2001 - 15:37

Gösterdiğin olgunluktan dolayı teşekkür ederim Ecevit.

* * *

33

Ecevit - İstanbul 29 Ocak 2001 - 10:39

O insanlara hakaret etmek gibi amacım yoktu. amacımı aşmış olabilirim. gerçekten özür dilerim.

* * *

32

uğur - İçel 28 Ocak 2001 - 22:42

selâm necdet abi.,., 2 sene önce değirmendere sanat ewine gelmiştin muhabbet etmiştik, belediye başkanının ewine gitmiştin hatırladın mı? gazetede resmini gördüm çok şaşırdım,...!!

* * *

31

fikret savaş - Sivas 28 Ocak 2001 - 15:00

şimdilik harika bir siteye benzeyecek gibi başarılar.

* * *

30

Necdet Şen - İstanbul 27 Ocak 2001 - 01:10

26 numaralı mesajı bırakan Ecevit'e yanıt: Adlarını zikrettiğiniz yazarların ifade ettikleri görüşleri paylaşmıyor ve belki duruş biçimlerini beğenmiyor olabilirsiniz. Ama bu tercihiniz, ne size ne bana ne de başkasına, adlarını zikrettiğiniz kişilere kamuya açık bir platformda hakaret etme hakkını vermez. Onlara da bu hakkı vermez. Dahası, bir sitenin içeriğini 'biz' ve 'yakışmak' gibi subjektif referanslara dayanarak uzaktan denetleme hakkını da vermez. Yazıya dökülmüş fikirler, imza sahiplerini bağlar ve dahası, ben sizin şahsi çizeriniz değilim. Çizgi romanlarımı sizin kadar Ertuğrul Özkök'ün de sevme (ya da sevememe) hakkı olabilir. Belki sizden de hoşlanmayan birileri vardır, ama bakın hepimiz buradayız ve kendi mezhebimizce ve kendi imzalarımızla konuşuyoruz. Bunda bir güzellik yok mu?

* * *

29

Can S - İstanbul 26 Ocak 2001 - 23:15

Hızlı Gazeteci'yi Hürriyet zamanlarında okumaya başlamıştım. Bir gün ortadan kalktığında hem şaşırdım hem de üzüldüm. Sitenizi tamamen tesadüf eseri buldum.çok sevinçliyim :) Pes etmeyin. sizi seviyoruz.

* * *

28

Isil Bozaci - Ankara 26 Ocak 2001 - 17:16

Umit Otan'in bir yazisi bana mail yoluyla geldi ve sitenizi gördüm. Tebrik ederim sizi hayatin farkina varmisiniz. Ben de vardim ve payima düseni almak icin elimden geleni yapiyorum.

* * *

27

Isil Bozaci - Ankara 26 Ocak 2001 - 17:15

Umit Otan'in bir yazisi bana mail yoluyla geldi ve sitenizi gördüm. Tebrik ederim sizi hayatin farkina varmisiniz. Ben de vardim ve payima düseni almak icin elimden geleni yapiyorum.

* * *

26

Ecevit - İstanbul 26 Ocak 2001 - 09:51

Merhaba... Bu karmaşada, bu site yatıştırıcı bir etki yapıyor. Ama E.özkök, A.arman, E.ardıç buraya yakışmıyo. O isimleri kaldırsan olmaz mı? Her gün uğruyorum buraya.

* * *

25

lara - İstanbul 25 Ocak 2001 - 20:19

haklısın lotus aynı zamanda nilüfer demek.fakat çeşitleri var suda ve bataklıkta olan gibi..sana yazdığım eski bir çin atasözü.. bana yolladığın mesaj ya da paketi açamadım tekrar deneyebilirmisin.

* * *

24

adım yok - İstanbul 25 Ocak 2001 - 13:33

eski yunan da proeksus diye bir herif, delileri. zıvanadan çıkmışları, boyutları normal (!) kimselerce belirlenmiş tahta bir yatağa yatırır sonrada biçarelerin kollarını bacaklarını duruma göre ya kesip budayarak ya da halatlarla gerdirerek standarta uydurmaya çalışırmış, buymuş görevi, ortaçağda ise delileri, ayyaşları, dilencileri, cüzzamlıları vs. haçlı ordularının yanına katıp; Bunları uzak bir yerlerde bırakıverin derlermiş. bi yerde okudum da paylaşayım dedim.

* * *

23

Deniz Karagülle - Ankara 25 Ocak 2001 - 09:58

Arkadaşım, Hızlı Gazeteci döndü. Web sitesi var dediğinde hemen maille yazdım sana... Tekrarlamak istiyorum ama. Sen güzel bir gelinciğe bakarken onu taşıyan ince ve uzun sapı gördüğün için kırılgandın ya... ben de onun için kırılganım... hoşgeldin.

* * *

22

silvya plath - İstanbul 24 Ocak 2001 - 15:47

dibi,bilirim dıyor, en derin kökümden bilirim o nu seni korkutur, ben korkmam oradan, ben oraya gittim.

* * *

21

silvya plath - İstanbul 24 Ocak 2001 - 15:45

dibi,bilirim dıyor, en derin kökümden bilirim o nu seni korkutur ben korkmam oradan ben oraya gittim.

* * *

20

lara - İstanbul 24 Ocak 2001 - 14:38

lotüs bir çamur çiçeğidir.çamur ne kadar derin ve ne kadar yoğunsa lotus o denli güzel açar.

* * *

19

İnci İstiridye - Ankara 23 Ocak 2001 - 20:17

Merhaba. Tesadüfen buldum sizi. Nasıl sevindiğimi yazıya dökemiyorum. Salondan kardeşimi çağırıp sevinçle Hızlı Gazeteci'yi anlattım. Üniversite'de güne Cumhuriyet alıp ilk olarak Hızlı Gazeteci'yi okuyarak başlardım. Bakalım koca çeneli Hızlı ne yapmış bugün merakı çok hoştu. Sonra sen kayboldun, ben de hayat telaşı içinde kayboldum. Siteyi bulunca, uzun zamandır görmediğim bir dostumun fotoğrafını kitapların arasından bulmuşçasına sevindim. Hoşgeldin, sakın gitme.

* * *

18

Tamer Pekdinçer - İstanbul 23 Ocak 2001 - 18:28

Cevabınız için çok teşekkür ederim. Bunu daha önceki çizgilerinizde de hep kedi çizdiğiniz için sormuştum. Merak ettiğim bir husus daha var. Hala ayın karanlık yüzü sizi rahasız ediyor mu? Ve değişim rüzgârının tamamının ne zaman ve nerede yayınlanacağı da (yanılmıyorsam 745 civarındaydı) bildirirseniz çok memnun olurum.

* * *

17

Tamer Pekdinçer - İstanbul 23 Ocak 2001 - 18:28

Cevabınız için çok teşekkür ederim. Bunu daha önceki çizgilerinizde de hep kedi çizdiğiniz için sormuştum. Merak ettiğim bir husus daha var. Hala ayın karanlık yüzü sizi rahasız ediyor mu? Ve değişim rüzgârının tamamının ne zaman ve nerede yayınlanacağı da (yanılmıyorsam 745 civarındaydı) bildirirseniz çok memnun olurum.

* * *

16

Deniz - Ankara 23 Ocak 2001 - 12:46

Hazır ayaktayken şunu da söylemem lazım: röportajlara sözüm yok da 'mahcubiyetten yanak kızartan yazılar' sayfadan çıkarsa eksiklik duymam. Aslına bakarsan çıkartılmalarını na şurda 14 kişinin huzurunda talep ediyorum. Bazı isimlere bünyem allerjik reaksiyon veriyor. Bari burada karşımıza çıkmasınlar!

* * *

15

Deniz - Ankara 23 Ocak 2001 - 12:32

O kadar sevindim ki bu kadar olur. İşbu mesaj kısa bir sevinç nidası olup, zannedersem uzunca bir de mektup yazacağım. Kısmet artık. Hadi hep beraber fiil çekelim: yalnız değilim/ yalnız değilsin/ yalnız değiliz...

* * *

14

oya erdil - İstanbul 23 Ocak 2001 - 11:31

Turuncu dalga (haber listesi) bozulmuş galiba bir baktırıverseniz. Adresimi güncelleme listesine giremiyorum. Hatta gerçek dışı bilgi vermekle suçlanıyorum.

* * *

13

minerva - İstanbul 23 Ocak 2001 - 03:55

Adana değil tabii bu arada Necdet bey siz de benim sayfamı gezer yorumlarınızı bildirirseniz şerefyab olurum.

* * *

12

minerva - Adana 23 Ocak 2001 - 03:41

Sabaha karşı yakaladığım hoş bir frekans içten samimi sıcak duyarlı mazruf doluysa zarfın çok da fazla önemi yok zaten.

* * *

11

Tamer Pekdinçer - İstanbul 23 Ocak 2001 - 00:19

Tekrar yazmaya başladığınızı öğrenmekten dolayı inanılmaz mutlu oldum. Gerçekten, beni şu sıralar neşelendiren ve mutlu eden en önemli şey her gün sitenize göz atmak. Yaptığınız tespitler inanılmaz güzel. Ayrıca, hayvanlara karşı olan duyarlılığınız ise her türlü takdirin üzerinde. Bu arada Siz yollarda iken melek hanıma kim baktı?

* * *

10

Ahmet Taşçı - İzmir 22 Ocak 2001 - 23:05

Afedersiniz. Yemeğe ben de gelebilir miyim?

* * *

9

Necdet Şen - İstanbul 22 Ocak 2001 - 20:02

Ahmet Taşçı ve Kudret Sabancı'nın sorularının yanıtı: Acıkmadıkça yemiyor ve susamadıkça içmiyorum. Ekranın karşısından sadece 'çiçek toplamak' için kalkıyorum. Yatağım bilgisayardan 120 cm uzakta, uykum gelince (yani klavyenin üzerine kapaklanmaya başlayınca) battaniyeleri eşeleyip altına giriyorum. Öğlenden önce telefon edenlere ifrit oluyorum. Ama naapsınlar? Bugün 13.30'da yattım, 19.30'da kalktım. Gazetelerde çizdiğim zamanlar daha da berbattım. Bazen plaza binasına bir girer, 40 saat sonra sadece üç sayfa çizebilmiş ve birkaç saatliğine masanın altında kıvrılıp uyumuş olarak çıkardım. Anne babalara tavsiyem, çocuklarınızı çizgi romana özendirmeyiniz. Artık kesiyorum. Görmemişin konuk defteri olmuş, kendisi yazıp bitirmiş gibi olacak yoksa. Siz de böyle uzun yazın, tamam mı?

* * *

8

fulya köse - İstanbul 22 Ocak 2001 - 17:05

Ne hoş bir sada geçirdim. Sizinle. Kendimden birşeyler buldum. Eger kabul ederseniz size öyküler yazmayı dilerim... Delikızdan sevgiler.

* * *

7

Sibel Baykam - İstanbul 22 Ocak 2001 - 16:59

selâm eski dost... Uzun, hatta çok uzun zaman oldu, değil mi? Deniz Resul'ün sitesine rutin ziyareti yaparken adına rastlayınca çok sevindim. Öncelikle seninle sohbet etmeyi özlediğimi söylemek istedim. Ardından da bir küsur yıldır internet işi yapan amatör ruhlu profesyonel olarak siteni çok çok beğendiğimi bildirmek istedim. Ofisim Bebek'te. Beni ararsan seni Boğaz'da, bu grilikte bile hâlâ çok güzel görünen bir noktada öğle yemeğine davet etmek isterim. Üçüncü karşılaşmayı teknolojiye borçlu olmak da varmış... Sevgiler...

* * *

6

ahmet taşçı - Adana 22 Ocak 2001 - 14:42

Yemiyo içmiyo uyumuyo olman ne güzel. çünkü Kudret Sabancı sürekli iyiyip içip uyuyo galiba. Adamın sitesine ne zaman baksam hep aynı. İyi ki sen yemiyo içmiyo ve uyumuyosun...:)))

* * *

5

ahmet taşçı - İzmir 22 Ocak 2001 - 14:40

Kesinlikle çok güzel bir site. Keyifle okuyorum. İnsan ve hayat üzerine çok doğru saptamalar yapıyorsunuz. Tabi bu saptamalar artık biraz artsa hiç de fena olmaz:)

* * *

4

Kudret Sabancı - İstanbul 22 Ocak 2001 - 14:38

yemiyo musun? içmiyo musun? uyumuyo musun? Siteye her baktığımda daha bi serpilip gelişmiş, daha bi güzelleşmiş görüyorum. Sevgiler.

* * *

3

Zeynep - İzmir 22 Ocak 2001 - 11:01

Bilgisayarimi acar acmaz baktigim ilk site... icigini cicigini cikarana kadar okuyorum yani bu bir kitap olsa yalanmis parmaklarimla cevirdigim sayfalardan bu kitabi ne kadar cok sevdigimi anlayabilirdiniz... Zibidinin Manifestosu'nu cikti alip masama koydum, olur a insaniz gaza gelir de kafayi adam (!) olmaya filan takariz mazallah...:))))

* * *

2

Necdet Şen - İstanbul 22 Ocak 2001 - 10:32

Well, this is your place. Please write your opinion about everything, but the site. I need to know what you think, to do my way on the net. Now I'm gonna sleep after a hard night's day.

* * *

1

Necdet Şen - İstanbul 22 Ocak 2001 - 09:59

Açılışı ben yaptım. Gerisi sizden. (22 Ocak 2001 Pazartesi 10.05) Şimdi izninizle uyumaya gidiyorum. Gününüz güzel geçsin.

 

 

Necdet Şen'in asi ve feylesof çizgi roman karakteri.

 Google  
Web   HIZLI Gazeteci