Ve karşınızda Hızlı Gazeteci'nin ilk macerası

Necdet Şen ~ 2 Ağustos 2004

31. kitap: Görev Her Şeyden Kutsaldır

1980 yılı. Eylül darbesinin üzerinden en fazla iki-üç ay geçmiş. Ses dergisinden ayrılmak üzereyim. Gırgır'dan birkaç arkadaş arayıp, Milliyet'in bir yan yayını olan müzik dergisi Hey'in içinde Curcuna diye bir mizah eki çıkaracaklarını söylüyor ve oraya bir şeyler çizip çizmeyeceğimi soruyorlar. Amaçları Gırgır'dan kopup kendi kanatlarıyla uçmak. Fakat her nedense ekibin yarıdan fazlası son anda cesaretini kaybedip şikâyetçi oldukları dergilerine geri dönüyor. Biz birkaç kişi kalıyoruz dergiyi çıkaracak kadroda.

Hey'in genel yayın müdürü Doğan Şener "çizgi roman yapmak ister misin?" diye soruyor, "zaten onun için geldim" diyorum. Kafamda çıtı pıtı bir kadın gazetecinin maceralarını anlatmak var. Ama kadın gazeteci fikri Doğan Şener'e cazip gelmiyor, mecburen gazeteciyi erkeğe dönüştürüyorum.

"Yarınki gazeteye çizgi romanların ilânları girecek, acilen tipini çizmemiz gerek" diyor Curcuna'yı yönetecek olan Nuri Kurtcebe. Kafamda salak bir gazeteci tipi var. Oturup çiziyorum alelacele. Nuri çizdiğim tipi görünce gülüyor ve "gene kendini çizmişsin" diyor. Oysa ben sadece salak bir tip çizmeye çalışmışım. Oturup kendisi bir şeyler karalıyor. O da kendisi gibi kel bir adam çizmiş. Kocaman çenesi var. Tartışacak zaman yok, iri çeneli kel adama saç ekleyip sayfaya veriyorum ve Hızlı Gazeteci'nin bu kitapta göreceğiniz ilk hali böylece ortaya çıkmış oluyor.

İsim de Nuri Kurtcebe tarafından konuyor: Hızlı Gazeteci. Bu isme şiddetle itiraz ediyorum ama dinletemiyorum; "gör bak, çok yakışacak bu isim senin kahramana" diyor.

Allah biliyor ya, aradan geçen 24 yıla rağmen -belki başka bir çizgi romancı açısından avantaj sayılabilecek olan- bu ismin ve kocaman çenenin çizgi romanıma katkı sağlamaktan çok ayak bağı olduğunu düşünüyorum. Nedenini kısaca özetlemek gerekirse, bendeniz cennet kuşu, yapı itibarıyla gayet yavaş bir tipim. Oturt duvarın karşısına, dört yıl boyunca oradan kalkıp şöyle bir gezip dolaşma ihtiyacı duymam; duvardaki sıvalara bakıp kafamda hikâyeler uydurur, onlarla eğlenirim. Gülecek bir şey bulamasam, aynanın karşısına geçip kendi suratıma gülerim. Şaka değil, gerçek. Dolayısıyla, benim kuracağım çizgi roman dünyasının da hareketten çok miskinliğe ve iç yolculuğa dayanan bir dünya olacağı, konularımın kıpırtısızlıktan çıkacağını tahmin etmek pek zor değil. O nedenle "Hızlı" kelimesi benim dünyamda ancak ironik bir anlam taşır. Hatta şu hiperaktif insan bolluğunda, böyle bir ismin benim elimde "harcandığını" düşünürüm.

O kocaman çene de onca yıl boyunca elimin alışamadığı, bazen abartının dozunu ayarlayamayıp pelikan gagasına dönüştürdüğüm bir yabancılaştırıcı unsur oldu dizide. Ama olan oldu bi kere. En azından ben de sizinle birlikte -yaşayarak- öğrenmiş oldum ki, çizgi roman tipleri öyle uzun uzadıya düşünülüp araştırılarak bulunur diye bir kural yokmuş; bazen de son dakikada rotatife yetişecek bir şey karalanıp, onu izleyen 20 küsur yıl boyunca "ben ne yaptım yarabbi?" diye saç baş yolunarak ilk andaki hata tamir edilmeyeçalışılabilirmiş.

Arka Kapak:

SİRKECİ'DEN YUKARI DOĞRU AZICIK YÜRÜDÜNÜZ MÜ, CAĞALOĞLU'NA VARIRSINIZ...

BU YOKUŞTAN HER GÜN BİR ALAY İNSAN ÇIKAR İNER... KİMİNE GÖRE BASIN VE KÜLTÜR DÜNYAMIZIN KALBİNİN ATTIĞI, KİMİNE GÖRE DE KANALİZASYONLARIN KALDIRIM ÜZERİNDEN AKTIĞI BİR YERDİR, İSTANBUL'UN CAĞALOĞLU SEMTİ... OKUDUĞUMUZ YA DA ADINI BİLDİĞİMİZ TÜM GAZETE VE DERGİLER İŞTE BU BİR AVUÇ YERDE BASILIR... ADINA GAZETECİ DEDİĞİMİZ CANLI TÜRÜ DE O NEDENLE BU BÖLGEDE YAŞAR...

ÖYKÜSÜNÜ ANLATACAĞIMIZ KİŞİ DE BUNLARDAN BİRİDİR... ŞABAN...

Hızlı Gazeteci, 31. kitap: Görev Her Şeyden Kutsaldır, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: "Ya Benimsin Ya Toprağın!" >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci