Hızlı Gazeteci kadını, Altan Erbulak kadını, Turhan Selçuk kadını...

Necdet Şen ~ 8 Temmuz 2004

30. kitap: "Ya Benimsin Ya Toprağın!"

İffet Nasıl Afet Oldu öyküsü gördüğünüz gibi ikinci kitapta da bitmedi, üçüncüsüne sarktı.

Bilmem dikkatinizi çekti mi, Afet'in tipi birazcık Mimoza'yı andırıyor gibi. En azından genel fizyonomi açısından bazı benzerlikler var; oval bir yüz, etli dudaklar, iri gözler, minik burun, koyu renk düz saçlar, halka küpeler vesaire. Hani neredeyse bir tek göz rengi farklı.

Bunu kasten böyle yaptığımı söyleyemem. Hatta daha yeni farkettim desem yeridir.

Peki niye böyle? Başka türlü kadınlar çizemiyor muyum? Bu bir üslup denemesi mi? Yoksa güzel kadın denince aklıma hep böyle bir tip mi geliyor?

Galiba sonuncusu. Zaman zaman bana bir kadından söz edilirken, "tam bir Hızlı Gazeteci kadını" diye anlatıldığı olur. Anlarım ki Mimoza tipinde bir kadın; ince yapılı, edalı, işveli, şehirli güzeli. Demek ki bir "Hızlı Gazeteci kadını" tipinden söz etmek olasıymış (siz buna necdet şen kadını da diyebilirsiniz tabii).

Aslına bakarsanız, diğer çizerler için de geçerli bir durumdur bu. Ben en çok Turhan Selçuk'un kadınlarına biterim; o kadar sahicidir ki o kadınlar, yuvarlak kalçalarından, kat kat bellerinden, kaykılarak oturuşlarından, her şeylerinden acaip etkilenirim. Osmanlı kadını çizgi olmuş kâğıtlara dökülmüştür sanki.

Bir de Suat Gönülay'ın kadınlarına bayılırım. Çimdik atasım, dağa kaldırasım gelir. Altan Erbulak'ın çizdiği kızlarla da Bağdat Caddesi'nde volta atasım gelir. Bu kadar zarif, bu kadar aşık olunası kızlar nasıl çizilir, bir türlü aklım almaz, Altan Erbulak'daki yeteneğe bakar kendi sıradanlışıma ağıt yakarım. Çünkü benim çizdiğim kızların yüzleri her ne kadar lokum gibiyse de kalçaları hafiften selülitlidir. Niye öyledir bilemem; beslenme alışkanlıklarının yanlışlığından olabilir.

* * *

Haaa, unutmadan... Afet'in öyküsünün sonuna birkaç tane de kısa öykücük ekledik. 84. sayfada başlayan "Yaslı Gitti By-Pass'lı Geldi" mavrası hakkında kısa bir açıklama yapalım sohbeti noktalamadan evvel.

Seksenli yıllarda zamanın başbakanı sayın Turgut Özal, tekleyen kalbini rektifiye ettirmek için Amerika'ya gitmiş ve Dr. DeBakey adlı bir cerraha By-Pass ameliyatı olmuştu. Yurda döndüğünde ANAP örgütü onu develer keserek falan karşılamıştı. O mavra o mavradır yani. Bize özgü bir yağcılık öyküsü.

Arka Kapak:

"YILLAR SONRA ÇOCUKLAR BÜYÜYÜNCE, YEDİKLERİ O SEBEPSİZ DAYAKLARIN, GECELERİ ÖTEKİ ODADAN GELEN SİNİRLİ İTİŞMELERİN, 'HAYIR'LARIN, 'KES ULAN'LARIN VE 'ÖÖF BİTMEDİ Mİ'LERİN ANLAMINI ÇÖZÜVERİR... KENDİ BEDENİNİ BENİMSEYEMEMİŞ O ZAVALLI YETİŞKİNLERİN MİNNACIK ÇOCUK BEDENLERİNİ NİÇİN ÖYLE ÖFKEYLE HIRPALANDIKLARINI DAHA İYİ KAVRAR."

Hızlı Gazeteci, 30. kitap: Ya Benimsin Ya Toprağın!, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Beni Böyle Sev Seveceksen >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci