Aaah ahhh! Şimdiki aklım olsa mankenleri çizmez miydim?

Necdet Şen ~ 7 Aralık 2003
("bana müsaade" deyişimin 7. sene-i devriyesi)

23. kitap: Pala İzzet Cinayeti

Elinizde tuttuğunuz bu kitabın yedinci sayfasında başlayan Pala İzzet Cinayeti adlı öykü, esas itibariyle gerçek bir hadiseden yola çıkılarak yapılmıştır. O bitince başlayan Rakibim Çarli namıyla maruf sergüzeşt daha da gerçektir ve "keriz neco" adlı anonim bir kişi tarafından tıpatıp yaşanmıştır. Yaşanırken delmiş de geçmiş, öyküsü kalmıştır yadigâr.

Öhöm... Tabii ki her iki çizgi öyküde de kahramanların adları, görüntüleri ve diğer kimlik bilgileri (tahmin edebileceğiniz nedenlerle) değiştirilmiştir. Özellikle de kitaba adını veren öykümüzde ismi "Pala İzzet" diye zikredilen şahsın gerçek adını açıklamayı gayet sakıncalı bulduğumu bilmenizi isterim. Malum, birilerinin çıkıp "ülen, bizim Nadir abinin Zeliha diye kızı mı vardı? nereden uydurdun? yok, eğer var idiyse senin kahramanın ona ne cesaretle yan baktı? al, bu sana rahmetlinin selâmıdır!" diye ayaklarımın dibine daan daan daan saydırması riskini göze alamam.

Zaten hikâyedeki kalın dudaklı Zeliha'yı dramatik kurguyu renklendirsin diye ben uydurmuştum. Niye derseniz, kalın dudaklı kızsız Hızlı Gazeteci öyküsü olur mu hiç? Peki, tamam, belki olur, ama mekdanılds hamburgeri gibi tatsız ve lâstiksi olur.

Bilen bilir, bu fakir hangi konuyu çizerse o konuda saha araştırması yapar. Bu öyküde de ucundan bucağından mafya dosyalarına, polis muhabirlerine falan başvuruldu. Köpekle yatıp pireyle kalkma riski göze alındı, ki az şey değildir yani.

Hele bazı öykülerimiz vardır ki, "alt tarafı bir çizgi roman" demeyip, o konuda kitap yazacak kadar künhüne vakıf olduğumuz durumlar vakidir.

Fakat bendeki basiretsizliğe bakınız ki, o aralar gazetedeki bir mübarek kişi "mankenleri de çizsene, o konuda acaip malzeme var" diye tutturduğu halde, bu sersem "konunun toplumsal içeriği zayıf" diyerek fikre soğuk bakmıştı. Hani amerikan filmlerinde kitaplara gömülmüş, burnunun ucundaki ilik gibi manitayı farkedemeyen gözlüklü ve hayattan kopuk tipler vardır ya, galiba ben de öyle biriyim.

Köpekle yatan pireyle, çizgi romancı da yazıp çizdiği mevzularla uyur uyanır. Bana da öyle oldu haliyle; siyasetle, medyayla, dantellektüellerle, sorunlu kızlarla uyandım yıllar boyunca. Kafasızın tekiydim, çizgi romanın bir çeşit "kendin çiz kendin ye" durumu olduğunu göremedim. Aklım başıma anca geldi; çizgi romanı bıraktıktan tam 7 yıl sonra.

Bana geçmiş olsun. Öykülerinde hâlâ cin şeytan iblis kâbus kötülük falan çizen bazı ahmak çizerlere de kadir mevlâm akıl fikir acil şifa ihsan eylesin.

Arka Kapak:

YERALTI DÜNYASINDAKİ İLİŞKİLER BİRAZ KARIŞIKTIR. AMA ANLAMASINI BİLEN BİRİ İÇİN O KADAR DA İÇİNDEN ÇIKILMAZ BİR KONU SAYILMAZ. BAZEN BİR İPİN UCUNA YAPIŞIRSIN, FAKAT SONRA İLİŞKİLER YUMAĞI ÖYLE YERLERE VARIR Kİ DUDAĞIN UÇUKLAR. İKİDE BİR İÇERİ ALINIP, ELLERİNDE SİLAH, OBJEKTİFLERE POZ VERDİRİLEN ÜNLÜ 'BABA'LAR YALNIZCA TAVŞANIN SUYUNUN SUYU.

ASIL BABALAR NEREDE PEKİ? ORTALIKTA GÖRÜNMEZLER Mİ? YOO, GÖRÜNÜRLER; AMA DAHA SAYGIN BİR KİMLİKLE. ONLARA DA GAZETE SAYFALARINDA RASTLAYABİLİRSİNİZ. KİMİ ZAMAN 'CEMİYET HABERLERİ' KİMİ ZAMAN SPOR, KİMİ ZAMAN EKONOMİ KÖŞELERİNDE...

KİMİ ZAMAN DA...

Hızlı Gazeteci, 23. kitap: Pala İzzet Cinayeti, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Gazetecinin Bir Günü >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci