
Necdet Şen ~ 7 Ağustos 2003
20. kitap: Ver Ar Yu Going Corc?
"Ver ar yu going Corc"u 1985 sonbaharında (Gemi Mezarlığı'ndan önce ya da sonra) çizmiş olma ihtimalim kuvvetle muhtemel. Kesin tarih veremiyorum, çünkü kayıt-kuyut tutma huyum yoktur. Bu macerayı sizden azıcık önce -yayına hazırlamak için- tekrar önüme koyduğumda, "aman yarabbi, çok abazan bir dönemimde çizmişim!" dedim.
Ya da belki yanlış arkadaşlarla dolandığım bir dönemdeymişim. Çünkü öyküdeki lumpen söylem yıllar sonra bakınca beni bile irkiltti. Tevekkeli değil, şimdi anlaşılıyor o zamanlar bazı dantellerin Hızlı'ya neden kıl olduğu. Alışkın oldukları çiçek-böcek edebiyatından epeyce farklıymış bu hikâyenin dili. Buna binaen, ön kapağa "Hızlı Gazeteci'nin en abazan hikâyesi" yazdım. Lâtife kabul edin.
Diğer yandan, uzun yıllardan beri uyduruk kaydırık zarflar poşetler içine tıkıştırıp bir köşeye attığım Hızlı orijinallerini bu kitap dizisi için tek tek önüme koyduğumda, sadece öyküler değil, onları yazıp çizerken yaşanıp unutulmuş bir sürü anı da gün ışığına çıktı. Her bir kare bir şeyleri çağrıştırıyor. Onları çizerken etrafımda neler olup bitmiş, mutlu olaylar mı yaşamışım, bir şeylere kalbim mi kırılmış, tek tek sökün edip geliyor bütün o anılar. Bazı orijinallerin arkasında kime ait olduğu belirsiz telefon numaraları, ya da o anda radyoda çalan bir şarkının sözleri falan çıkıyor karşıma.
Sanırım bu topyekün anımsama durumu diğer çizerler için de geçerlidir. İnsan eski çizgilerini önüne koyduğunda "yahu ne çok gücenmişim!" diyor elinde olmadan. Bu da tekrar çizme konusunda heves kaçırıyor. En azından bendenizde. Hani bir varsayıma göre dünyada olup biten olayların izleri ve titreşimleri oradaki eşyalara duvarlara falan siner, daha sonraki kuşakları bile etkisine alırmış ya, onun gibi bir şey. Bu eski eserleri yeniden önüme koymak, bakmak, bana kahır gibi geliyor.
O nedenle, diziyi yayına hazırlarken, sadece resimleri kesip biçme, kitap boyutuna uyarlama işine odaklanıyor, öyküleri okumaktan titizlikle kaçınıyorum. Zaten kendimi zorlasam da okuyamam. Kopmuş çünkü bağım bu öykülerle, bana başka birinin çizgi romanıymış gibi geliyor.
Bir şey diyeyim mi, çok şanslısınız! Yok, hayır, bu sıradan öyküleri okuduğunuz için değil; o karelerin, konuşma balonlarının, tarama ucu, çini mürekkebi, samur fırça izlerinin arasından çizerine sırıtan, nanik yapan hayaletlerin yerine, sadece somut olarak çizilmiş ve kâğıda basılmış olanları, yani gübreyi değil meyvayı görebildiğiniz için.

Bu ayrıcalığın tadını çıkarın.
CORC NORMAL BİR AMERİKALI SAYILIRDI. HER NORMAL AMERİKALI GİBİ O DA MADIR MERİ'YE MUM DİKER, GÜNAH ÇIKARTIR, KOKAKOLA İÇER VE KIZARTMALARI KETÇAPLA YERDİ... VE HER NORMAL AMERİKALI GİBİ ONUN DA EN BÜYÜK DÜŞÜ MAYKIL CEKSIN'IN KONSERİNDE EN ÖNDEN BİLET BULABİLMEKTİ...
HER NORMAL AMERİKALI GİBİ O DA TİİVİİ'DE CON VEYN'İN FİLMLERİNİ SEYRETMİŞ, SÜPIRMEN'İN, TARZAN'IN, FLAŞ GORDIN'IN SERÜVENLERİNİ İÇİ TİTREYEREK OKUMUŞTU...
Hızlı Gazeteci, 20. kitap: Ver Ar Yu Going Corc?, Parantez Yayınevi
İnternetten almak için