Okasabada kuralları "Abi" koyuyordu

Necdet Şen - 23 Nisan 2003

16. kitap: Hayatım Çizgi Roman

Karikatüristlerin kendileri bazen çizdikleri karikatürlerden daha gülünç olabiliyor. İçinde yaşadıkları dünya okurlar tarafından fazlasıyla merak edildiği halde -nedense- içeriden dışarıya hemen hiç bilgi sızdırılmıyor. Mizahçılarla ilgili karikatürlere malzeme oluşturacak, dinleyene kahkaha attıracak derecede uçuk öyküler kulaktan kulağa yayılırken, mizah dergisi okuru masa başında kurgulanmış yapay komikliklere talim ediyor.

Ben de çizerlik serüvenimin başladığı popüler dergiyi yoktan var eden kaytan bıyıklı ve 'hiç kimseyi sevmiyorum' bakışlı Abi'nin öğrettiği "mutfak gösterilmez" düsturuna uzun zaman bağlı kaldım ve -birkaç ufak tefek örnek dışında- çizgi romanlarımın arka planında yaşanan bir sürü renkli öyküyü kendime sakladım.

İlk karikatürlerimin yayınlandığı o sarı boyalı derginin logosunda "siyasetle değil siyasetçilerle uğraşır" diye özlü bir söz vardı. Derginin karizmatik gurusu da "muğlâk patron figürleri yerine bizzat Sakıp Ağa'yı çiziyoruz" diye açıklıyordu suya sabuna dokunan yayın politikasını. Bu ilke ışığında, eğer çizerler dünyasını hicvedeceksem, kurgulanmış bir dergi ortamı yerine bizzat o sarı dergiyi ve onun kaptan-ı deryası olan Abi'yi çizmem daha doğru olurdu.

Gün geldi şeytan dürttü, aldım fırçamı elime çini mürekkebine daldırdım, gereksiz taramalardan uzak durarak konuya değiniverdim.

Ama karikatüristleri hicvetmek başbakanı hicvetmek kadar kolay değilmiş. Davulun hep başkasının boynunda, tokmağın da hep kendi elinde olmasına alışmış, bunun kendisine tanrı tarafından bahşedilmiş göksel bir hak olduğuna inanmış olan ulu Abi bu ufak hiciv denemesine tahammül gösteremedi, telefona sarılıp çizgilerimin yayınlandığı gazetenin genel yayın yönetmenine "bizim tirajımız 300 küsur bin, sizinki 100 bin, aleyhinizde bir kampanya başlatırsam görürsünüz ebenizin sürmanşetini!" mealinde hisli bir uyarıda bulundu.

O zamanlar çalıştığım gazetenin yayın yönetmeni sağduyulu adamdı, birkaç dandik çizgi yüzünden Atatürk'ün gazetesini kurda kuşa yem edecek değildi ya, doğru olanı yaptı ve çizgi öykünün "sakıncalı" bölümlerini sansürledi.

Abi de sağduyulu bir adamdı; her ne kadar "bizim derginin yemekhanesinde yüksek kalorili yemekler çıkıyor, çocuklar pehlivan gibi oldu, onları yollayıp dövdürücem! Hayır hayır, ben dövücem!" türünden çocuksu haberler gönderdiyse de hiç bir zaman böyle bir komiklik yapmadı, sadece küsmekle yetindi.

Elinizde tuttuğunuz kitabın 13. sayfasından 20. sayfasına kadar olan bölüm, bu mübarek Abi'nin nazik ricasıyla yayından kaldırılan 6 günlük bölümü de içeriyor ve gezegenimiz medyasında ilk kez yayınlanıyor.

Mizah tarihimizin kıyıcığına düşülen iddiasız bir kayıt olarak algılamanızı öneririm.

Arka Kapak:

HER ŞEYİN EN İYİSİNİ DÜŞÜNEN ABİ'MİZ BİZ TIFIL ÇİZERLERİ AMERİKA'YI YENİDEN KEŞFETME ZAHMETİNDEN KURTARMAK İÇİN TÜM İNSAN, EŞYA, HAREKET FORMLARINI DEĞİŞMEZ BİR BİÇİMDE SAPTAMIŞTI... BİZ ŞANSLI KARDEŞLERİNE YALNIZCA BU İLÂHİ FORMLARI KÂĞIDA GEÇİRMEK DÜŞÜYORDU...

ZATEN ABİ'DEN O DENLİ ETKİLENMEKTEYDİK Kİ, HEPİMİZ ONUN GİBİ ÇİZME GAYRETİNE GİRMİŞTİK... KAZARA BAŞKA TÜRLÜ ÇİZECEK OLSAK DA, KARİKATÜRÜMÜZÜ ŞEFKATLE ELİNE ALIYOR VE "YANLIŞ" YERLERİ "DÜZELTİYORDU".

ONUN "YARDIM"LARINI KABUL ETMEMEK YASAKTI...

Hızlı Gazeteci, 16. kitap: Hayatım Çizgi Roman, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Galiba Sana Aşık Oldum >>>

 

 

Ki t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci