Ben büyüyünce çizgi romancı olmiycam

Necdet Şen ~ 28 Aralık 2002

12. kitap: Papatya

Hızlı Gazeteci Cumhuriyet'te yayınlanmaya başladığında (3 Kasım 1984) neredeyse bir sayfa büyüklüğünde kocaman bir alan kaplıyordu. Çöp adam çizenlerle aynı parayı (bazen daha azını) alarak o devasa boşluğu her gün çizgi romanla doldurmaya çabalıyordum. Elimden gelenin en iyisiyle.

Öyle hevesliydim ki, ne ücretlendirmedeki eşekçe adaletsizlik, ne yorgunluk ve uykusuzluk, ne de onca uğraşarak ortaya çıkardığım eserimin gazetenin kat yerine geliyor oluşu hevesimi kaçırmıyordu. Bazen günde iki-üç saat uykuyla idare edip, yazıyor çiziyordum.

Daha sonra çizgi romanımın alanı bana sorulmadan, hatta isteğim hilâfına küçültüldü. Gazetenin en çok okunan ve beğenilen köşelerinden birini hazırlamanın "ödülü" buydu. Dahası, diğerlerine zam yapılırken ben eski fiyattan çizmeyi sürdürdüm. Çizdiğim alanın kısıtlanması yönetim tarafından "ücretime zam" olarak değerlendirilmişti.

Bunu yine de lütuf olarak gördüğümü söylemeliyim. O kadar ufak bir alanda çizgi roman yapmak zorunda bırakılmak, sorun çözme ve meramımı en ekonomik söz ve çizgiyle anlatabilme becerimi geliştirmeme zemin sağladı. Hızlı Gazeteci öykülerindeki söz yoğunluğunun altında sadece benim edebiyata yatkınlığımı değil, o günlerde gazeteyi yöneten kişilerdeki bu derin kıymet bilme hasletini de aramak gerekir.

Her neyse. Bu konunun ayrıntılarını anlattığım kitap tamam olduğunda ve basacak bir yayınevi bulunduğunda cennet vatanımda bir çizgi romancı nasıl yetişir ve böyle bir beceriye sahip olma ayrıcalığı nasıl burnundan fitil fitil getirilir, gülerek ve saçınızı başınızı yolarak okuyacaksınız.

Bu kitapta Memet ile Memo sona eriyor ve (sanırım 1985 ya da 86 yılında) Cumhuriyet'te yazıp çizdiğim Paraşütçü adlı öykü, ardından da bu kitaba adını veren ve Pişmiş Kelle dergisinin ilk 6 sayısında (sanırım 1989'da) yazıp çizdiğim Papatya adlı öyküm yer alıyor.

Gerçi bütün bu çizgi romanların hepsini ben yaptım ettim, ama hani illâ bir seçim yapmam gerekseydi, en beğendiklerimin Papatya ve Memet ile Memo olduğunu kulağınıza fısıldayıverirdim. Niye bilmiyorum. Belki Cumhuriyet'te değil de başka yerlerde çizdiğim içindir.

Arka Kapak:

BUGÜNE KADAR HİÇ ÖPÜŞMEDİM, OKŞANMADIM, ELELE BİLE TUTUŞMADIM KİMSEYLE... NEDİR BENİ YAŞAMDAN TAD ALMAKTAN ALIKOYAN? ERKEKLER ULAŞILAMAZ UZAK GEZEGENLER BENİM İÇİN.

GÖRMÜYOR MUSUNUZ NASIL KUŞATILMIŞIM AYIPLARLA, GÜNAHLARLA... ÜSTÜMDE HER AN BİNLERCE İZLEYEN, YARGILAYAN, DIŞLAMAYA VE DİDİKLEMEYE HAZIR BAKIŞ... MUTSUZ İNSANLAR İÇİME KORKU SALIYOR.

BİZ İNSANLAR... KÜLÜSTÜR EŞYALAR, EPRİMİŞ PERDELERLE BİRBİRİNDEN SAKLANMAYA ÇALIŞILAN, AMA BİRBİRİNE TIPATIP BENZEYEN YAŞAMLARI SÜRDÜRÜYORUZ İÇERİLERDE.

SAKLI TUTULMAYA ÇALIŞILAN NEDİR? ÖTEKİ PERDELERİN ARKALARINDA DA AYNI TÜRDEN KÖHNE YAŞAMLAR YOK MU?

Hızlı Gazeteci, 12. kitap: Papatya, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Olur Mu Böyle Olur Mu? Kardeş Kardeşi Vurur Mu? >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci