Gündüz Rüyâları

Necdet Şen ~ Haziran 2002

6. kitap: Bozacılar ve Şıracılar

Bozacılar Ve Şıracılar, 1991 yılının Şubat ortalarında, yani Körfez Savaşı diye bildiğimiz savaşın hemen ardından yazılıp çizildi. O günlerde bu öyküyü biraz sıkılarak çizdiğimi hatırlıyorum. Niçin sıkıldığımı basitçe açıklamak gerekirse; hayatımda hiç savaş muhabirliği yapmadım; bu öyküyü naklederken ister istemez hayal gücüme ve savaşa ilişkin genel yargılarıma başvurmak zorunda kaldım; ve yazıp çizme sürecim boyunca sık sık içime sinecek kadar derinleşemediğim duygusunu taşıdım.

Diğer öykülerimi bilen okurlarım ne demek istediğimi anlayacaklardır. Bir başka çizer için belki de gurur duyulacak olan bu "yoktan var etme" özelliği, doğrusu benim tercihlerimle tamı tamına örtüşmüyor.

Bu vesileyle, merak edilen bir konuyu da biraz açıklığa kavuşturmak isterim: Öyküdeki kişiler sahiden var mı? O olaylar benim başımdan mı geçti? Kahir ekseriyetle hayır. Yazıp çizdiğim tüm öykülerde sadece tavır bana ait, olaylar ve insanlar tamamen kurgu. Demek istediğim, öykülerimde kendi yaşadığım sosyal çevreden esinlenilmiş durumlar ve karakterler kullandığımda onları daha içtenlikle resmedebildiğimi ve kısmen huzur bulduğumu hissediyorum.

"Mimoza kim? Hızlı ben miyim? Biricik diye biri var mı?" Bu gibi sorularla boşuna kafanızı meşgul etmemeniz gerekir. Yok öyle birileri... Peki, itiraf ediyorum; var... Paralel bir evrende yaşıyor onlar. Burada sadece gölgelerini görebilirsiniz. Öyküler tamamen kurmaca. Bazı sahneler belki benim başımdan yaklaşık olarak geçmiş olabilir, ama Hızlı da dahil, öyküye giren kahramanlar tümüyle kâğıt üzerinde bedenlenmiş kişiler. Karakter bir kez resmedildi mi, kendi öyküsünü de kendi yazıyor zaten.

Bana gelince, o karakterlerin yaratıcısı değil, nakledicisiyim sadece. Onlar kendi farklı boyutlarında, dağınık zihinlerimizle algılayamadığımız yaşamlarını sürerken, o yaşantıları görebilecek kadar ısrarla ve inatla aynı noktaya bakan bir medyum diyebilirsiniz bendenize ve bu tarz öykülerin anlatıcılarına. Gördüklerimiz ve çizgiye döktüklerimiz, aslında gündüz rüyâları.

Arka Kapak:

BİR SÜRÜ PARASAL VE SİYASAL BAĞLANTININ KISKACINDAKİ BİZ MAAŞLI MEDYA AYDINLARI, ÇOĞU ZAMAN HAKİKATİN DEĞİL EKMEK PARAMIZIN PEŞİNDE SÜRÜKLENİP GİDİYORUZ.

ÖDENECEK FATURALARIMIZ, İYİ OKULLARDA OKUTULACAK ÇOCUKLARIMIZ, SIRAYA KONACAK MASRAFLI HEVESLERİMİZ VAR.

HAKİKAT Mİ? HIMMM... EKLEYİVER LİSTENİN SONUNA, BİR GÜN SIRASI GELİR ELBET.

BAKARSIN BİZDEN ÖNCE BAŞKALARI SÖYLEYİVERİR, BU AĞIR YÜKTEN KURTULURUZ.

PARANIN EGEMENLİĞİ ALTINDAKİ İLETİŞİM SİSTEMİNDE TEK TEK GAZETECİLERİN SİZE GERÇEKLERİ SÖYLEMEYE NE GÜCÜ NE BİLGİSİ YETER. BOZACILAR NEYİ BİLMENİZİ İSTERSE ONU OKURSUNUZ.

İLANLARI ONLAR VERİR, KAĞIDI VE MÜREKKEBİ ONLAR SATAR, DAĞITIM KAMYONLARI DA ONLARINDIR. GÜÇ ONLARDADIR.

BİZLER İSTEMESEK DE BOZACILARIN ŞAHİTLERİYİZ. GERÇEĞİ BULMAYI ARZULUYORSANIZ, ONU BİR ZAHMET ARAYIN.

Hızlı Gazeteci, 6. kitap: Bozacılar ve Şıracılar, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Değişim Rüzgârı >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci