Böyle bir hikâye nereden icap etti?

Necdet Şen ~ 8 Mayıs 2002

5. kitap: Değişim Rüzgârı

Değişim Rüzgârı Hürriyet'te 1994 sonlarında başladığında eski dost Hızlı Gazeteci medyaya küsmüş, kayıplara karışmıştı. Ama ben o günlerde birdenbire ortaya çıkıveren Yeni Demokrasi Hareketi'ne karşı ilgisiz değildim. O nedenle, "bu oluşumu irdeleyen bir çizgi roman yapar mısın?" teklifini alınca önce biraz nazlansam da, parasızlığın fendi "medyaya geri dönmeme" inadımı kırmış ve bıraktığım çizgi romancılığa geri dönmüştüm.

"Değişim Rüzgârı" adı biraz Scorpions grubunun Wind Of Change şarkısından, ama daha çok ekrandaki Yalan Rüzgârı dizisinden mülhemdi. Çünkü memleketimin siyaset atmosferini bir bakıma o tarz diziler gibi görüyordum. Derinlikten ve samimiyetten yoksun bir sürü mukavva karakter...

Gazete yönetimine kabul ettirebilseydim, dizinin adı Soap Opera olacaktı; ettiremedim, Değişim Rüzgârı oldu.

Dünyada başka bir benzeri var mıdır, bilemiyorum, ama bu öyküde bendeniz daha önce hiç denemediğim bir şeyi denedim: Günbegün cereyan eden siyasal gelişmeleri dikkatle izleyip, yorumlayarak ve uzun soluklu bir çizgi romanın dramatik kurgusu içinde yerli yerince yerleştirerek ertesi günün gazetesine yetiştiriyordum. Doğrusu çok özenerek yazıp çiziyordum o sıralar; birikmiş enerjim vardı. Ama ne yazık ki, çizgi roman tekniği ve çizgi kalitesi olarak ne yaptığımla ilgilenen, bu işin ne kadar meşakkat dolu bir uğraş olduğunu farkedebilen bir tek Allahın kulu yoktu; eğer o günkü bölümün balonlarının içine yazdığım cümleler fikren hoşlarına giderse beni göklere çıkarıyor, gitmezse yerin dibine batırıyorlardı kafasına rotatif bobini düşesice gazete tiryakileri.

Haliyle, bu durum, kısa bir süre sonra hem siyasetten, hem de Yeni Demokrasi Hareketi namıyla maruf saman alevi girişimden soğumama neden oldu ve eski dost Hızlı Gazeteci mecburen sahne aldı.

İşin ilginçi, bu "hareket"in ileri gelenleri de benimle aynı anlarda sıkılmışlardı kendi siyasî varlıklarından; memleketi kurtarma fikrini eski kaşarlara bırakıp kendi esas işlerine avdet ettiler.

O tantanadan ve toz dumandan geriye yalnızca bu deneysel çizgili roman kaldı. Şimdi o öykünün sayfaları arasında gezinirken sanırım kendinizi tuhaf bir bilmecenin ortasındaymış gibi hissedeceksiniz. Sık sık "acaba bu karedeki şu cümle hangi gazete haberine gönderme yapıyor; acaba şunun çizildiği günlerde ne olmuştu da, necdet bunları çizmişti?" gibi.

Şimdi 6-7 yıl sonra bu sayfalara bakarken, "aman yarabbi, o zamanlar ne kadar yorulmuşum nafile yere!" dediğim oluyor.

Tanrı tekrarından esirgesin. Eğer bir daha bu tarz bir çizgi roman yapmam istenirse o teklifi duymazlıktan gelirim. Çizgi romanla köşe yazısını, çöp adamla resmi birbirinden ayırdedemeyen bir okur kitlesine bunları çizmek, suya yazı yazmaktan farksızmış, onu öğrendim.

Yine de "emeklerim boşa gitti, eyvah!" diyemiyorum. Rüzgâr gibi geçen ve birkaç yılda her şeyiyle unutulan bir umudu anımsatan belki de tek kalıcı belge oldu bu kendi halinde deneme.

Arka Kapak:

İLK GENÇLİĞİNDEN BERİ SİYASETE İLGİ DUYARDI.

AYNANIN KARŞISINA GEÇİP KENDİNİ İNCELEDİ. LİDER OLMAK İÇİN GEREKSİNDİĞİ HER ŞEYE FAZLASIYLA SAHİPTİ: BOY POS, BELÂGAT, KILIK KIYAFET...

ESKİ FAŞİSTLERLE ESKİ KOMÜNİSTLER AYNI LİBERAL OLUŞUM İÇİNDE BULUŞTULAR. VE ÜZERİNDE ANLAŞTIKLARI İLK SÖZCÜK "DEMOKRASİ" OLDU. DİĞER SÖZCÜK İSE "DEĞİŞİM" İDİ.

GENÇ LİDER ADAYINI İLK FARKEDENLER LEHTE VE ALEYHTE KÖŞE YAZARLARI İLE PLAZA MEDYASININ YÖNETİCİLERİYDİ. SON FARKEDENLER DE YİNE ONLAR OLDU...

Hızlı Gazeteci, 5. kitap: Değişim Rüzgârı, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Beceriksiz Aşık >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci