Çizgi romanın formatı

Necdet Şen ~ Şubat 2002

2. kitap: Ah Mimoza!

Hızlı Gazeteci'ye başlarken, 'çizgi romanda asla yapılamaz' denen bir şeyi becermek ve bir safsatayı kafalardan silmek gibi bir amacım vardı.

Safsata şuydu: "Çizgi roman aksiyon demektir. Çizgi roman okuyucusu boş kafalıdır ve kavrayış yeteneği zayıftır; incelikli ayrıntılar onun ilgisini çekmez. Her karede yumruk, silah, atletik beden, çıplak kadın, ayrıntılı çizimler vs. olmak zorundadır. Entellektüeller çizgi roman okumaz. Çizgi romanda felsefe olamaz. Yaparsan okuyan olmaz."

Olur muymuş, olmaz mıymış, hep birlikte gördük. İnadına, konuşan kafalar çizdim. Yeteneğim mi yoktu, inadına mekân, aksiyon, silah ve yumruk çizimlerinden uzak durdum. Siyasi öyküm (Bacı ) beğenilince, içinde hiç siyaset olmayan aşk öyküsü (Mimoza) yaptım. O da beğenilince, içinde her ikisi de olmayan başka şeyler yaptım. Hızlı çok sevilince, içinde Hızlı olmayan öyküler anlattım.

Çiçeği burnunda gazetecilere haber yazma tekniğini anlatan deneyimli gazeteciler, işin püf noktasını şöyle özetlermiş: "İlk cümle haberin içeriğini yansıtmalı; ilk cümleyi de içeren ilk paragraf, bu özeti biraz daha açmalıdır. Bu, okurun, haberin kendisini ilgilendirip ilgilendirmediğini hemen anlamasını ve geri kalanını okuyup okumayacağına ilk paragrafta karar vermesini ve dahası okuduğu haberi anlamasını kolaylaştırır."

Çizgi romanlarımda bu düsturu elimden geldiğince göz önünde tuttum. Birinci gün yayınlanan bant (ya da sayfada) o öyküde anlatacaklarımın ne olduğunu özetleyen birkaç cümlelik bir konuşma (ya da eylem) olurdu. Onu izleyen birkaç gün boyunca, ilk gün açıklanan tema, biraz daha etraflıca tekrarlanır, (varsa) yan tipler devreye girerdi.

Onbeş yirmi günde bir, okuyucunun konunun ucunu kaçırmış olma olasılığını hesaba katarak, (öyküyü duraklatmadan) özet sayılabilecek (bağlaç mahiyetindeki) bir konuşma (ya da eylem) ile bir sonraki aşamaya atlardım.

Dahası, her günkü bölümü hem bir öncekinin devamı, ama hem de kendi başına bir bütün gibi tasarlardım. Ola ki bazı günler romanımı okumayı atlamış olan ya da o güne kadar okumayıp, o gün 'öylesine' takılmış olan kişiler, okudukları bölümde ne olduğunu anlasınlar ve üç dört gün sonra yeniden göz attıklarında, hem önceki okuduklarıyla aynı bütün içine sokabilecekleri, hem de (yine) kendi başına bir anlam oluşturan yeni bir parçayla karşılaşsınlar.

Öykü, olabildiğince net, fazla dallanıp budaklanmadan, ama sürekli tekrarlara hapsolup sıkmadan, yavaşça akardı.

Dergide yayınlanacak çizgi romanın formatı ve grameri farklı, kitap olarak basılacak olanınki farklı, gazetede tefrika edilecek olanınki farklıdır. Eğer kitap olarak yayınlanan çizgi roman sinemaya benzetilebilirse, gazete çizgi romanı da televizyon dizisine benzetilebilir.

Gazetede yayınlanan çizgi roman (deyim yerindeyse) hipermarket koridorlarında kaybolmuş olan kafası karışık müşteriye kendini farkettirmek, sonra aklını çelmek, sonra da onun ihtiyaç listesinin ilk kalemi olmak gibi bir mucizeyi gerçekleştirmeye soyunur. Rakip çok fazladır ve hedefin dikkati son derece dağınık, iştahı son derece kabarıktır.

Onca yıl boyunca yazıp çizdim ama bu dikkati dağınık toplumla ne derece iletişim kurabildim, bunu öğrenme şansım pek olmadı. Umarım kurabilmişimdir.

Arka Kapak:

SEFERBERLİK GÖRMÜŞ KUŞAĞIN YETİNMEYE PROGRAMLANMIŞ ÇOCUKLARI OLDUĞUMUZDAN MI NE, GELE GELE MAHRUMİYETİ PUTLAŞTIRMAK GELMİŞTİ AKLIMIZA. ERDEMLİ OLMAYI KAZANÇLI OLMAKTAN ÜSTÜN SAYIYORDUK.

HEPİMİZ Mİ? HAYIR, BAZILARIMIZ. ÇOK AZIMIZ. YA DİĞERLERİ? ONLAR İŞLERİNE NASIL GELİYORSA ÖYLE DAVRANIYORLARDI. DAHA ÖTESİNE YETECEK SOLUKLARI YOKTU. FIRSATÇIYDILAR.

ÇOCUK OLMAYI KABAHAT ZANNEDER, KAF DAĞI, KELOĞLAN, PRENSES SÜREYYA MASALLARINA İNANIRKEN, ANSIZIN BÜYÜYÜVERDİK. ARTIK HER ŞEYDE, HER YERDE, HEP BERABER OLABİLME HAYALİNDEYDİK. YARİN YANAĞINDAN GAYRİ...

Hızlı Gazeteci, 2. kitap: Ah Mimoza!, Parantez Yayınevi

Önceki kitap: Kırılgan Çocuk İrisi >>>

 

 

K i t a p l a r

İnternetten almak için


 Google  
Web   HIZLI Gazeteci